Life is Strange: Before the Storm – Episode 3: Hell is Empty İnceleme

Life is Strange: Before the Storm – Episode 3: Hell is Empty İnceleme

Life is Strange: Before the Storm - Episode 3: Hell is Empty hakkında diyecek çok fazla şeyimiz var.

Dün Telltale Games, Minecraft: Story Mode oyununun ikinci sezonunu bitirdi. Bugün ise Square Enix, Life is Strange: Before the Storm oyununu bitirdi. Yani, bu kadar arka arkaya olmak zorunda mıydı her şey? Biraz ağır olmadı mı sevgili dağıtıcı ekipler? Her neyse, inceleme yazıma böyle çok komiklikli bir şekilde girmek istemiyorum çünkü ortada komik olan hiçbir şey yok. İnsanların, “İğrenç, bu ergen hikayesini mi oynuyorsunuz?” dediği oyun, Life is Strange: Before the Storm – Episode 3: Hell is Empty ile birlikte çok ciddi şeyleri tekrar ve tekrar yüzümüze vurdu. Burada ergenlik neredeydi? Keşke biraz olsaydı.

Life is Strange: Before the Storm - Episode 3: Hell is Empty İnceleme


İşte yine başlıyoruz…

Life is Strange, genel olarak benim oyun hayatımda çok büyük bir yere sahip. Bu konuların üzerinden tekrar ve tekrar geçmeyeceğim ama özellikle şu an incelediğimiz oyunun üçüncü bölümü, sürekli beni gerçeklerle vurdu. Bir sağdan tokat yedim, bir soldan. Açıkçası bu oyunun ilk sezonuna baktığım zaman, bu oyundan bu kadar yoğun bir gerçekçilik beklemiyordum. Hemen neyden bahsettiğimi açıklayayım, ilk iki bölümün aksine Life is Strange: Before the Storm – Episode 3: Hell is Empty, doğruların ve yanlışların üzerinde oldukça çok duruyor. Tamam, aslında diğer iki bölüm de bunlarla alakalıydı ama bu alakalar ya cümlelerin ardında gizli oluyordu, ya da anlaşılması biraz zor oluyordu. Bu sefer her şey yüzünüze çarpıyor. Kendi hayatınızı sorgular hale geliyorsunuz.

Oyunumuzun final bölümü, aslında geçmiş ile başlıyor. Hani ilk bölümde Rachel’ın biyolojik annesini görmüştük ya, şık bir tasarım ile oraya geri dönüyoruz. Bu sefer Rachel’ın babası ve biyolojik annesinin geçmişini görüyoruz. Tabii doğru mu görüyoruz, yoksa babanın istediğini mi görüyoruz, bu zaten üçüncü bölümün tamamı için sormanız gereken bir soru. Kime, neden inanmanız gerektiğini bilmiyorsunuz. Anlamıyorsunuz. Rachel, kendi çıkarları için bizimle oynuyor mu? Babası yalan mı söylüyor? Biyolojik annesinin durumu ne? Bana soracak olursanız, Life is Strange: Before the Storm – Episode 3: Hell is Empty bölümü kendisini en çok sorgulattıran bölüm idi. İlk iki bölüm bu kadar yoğun değildi.

Life is Strange: Before the Storm - Episode 3: Hell is Empty İnceleme


Bu kadar yıkım ne içindi?

Annenin ve babanın geçmişi ardından tabii ki Rachel artık farklı bir duyguda. Aynı zamanda da gerçeklerin peşinde. Tabii Rachel haricinde bizim de kendi dertlerimiz var. Mesela babamız. Benim bu oyunda en sevdiğim bölümler olan, hayali baba bölümleri bu oyunda da devam ediyor ve daha önceki bölümlerden çok daha karanlıklar. Tabii bu bölümlerde de yine gerçek ve yalanı tartışıyoruz.

Bölümde ilk defa her şey normal gidiyor gibi görünüyor ama Rachel hanım kızımız yine büyük bir mevzu çıkartıyor. Biyolojik annesinin varlığını öğrendikten sonra onunla buluşmak isteyen Rachel’a tabii ki biz yardım ediyoruz çünkü sevgi çok güzel bir şey. Bunu yapabilmek için uyuşturucu satıcımızdan yardım alıyoruz ki, Frank cidden adamın dibisin. İlk sezonu oynarken senden nefret ettim mi, sevdim mi hatırlamıyorum ama adamın dibisin. Bunu sadece Rachel’ın çıkarttığı durumu yatıştırmaya çalıştığı için değil, genel olarak Life is Strange: Before the Storm içerisinde karşılaştığım şeyler için söylüyorum.

Life is Strange: Before the Storm - Episode 3: Hell is Empty İnceleme


“All the world’s a stage and all the men and women merely players. They have their exits and their entrances and one man in his time plays many parts…” – William Shakespeare

Her neyse, Rachel, Damon isimli korkutucu insana bulaşıyor ve Damon, Rachel’ı bıçaklıyor. Bu noktada da her şey iyice karışıyor. Çünkü Damon, Rachel’ı tanıyor. Damon, Rachel’ın biyolojik annesini tanıyor. Rachel’ın babası, Damon ile çalışıyor. Ne oluyor? Fakat tüm bunlar kısa bir süre sonra çözülüyor. Öğreniyoruz ki, Rachel’ın biyolojik annesi de kızını görmek istiyor ama babası izin vermiyor ve Damon’ın, anneyi tekrar uyuşturucu bağımlısı yapmasını veya öldürmesini istiyor. Çünkü doğruları öğrenmek, Rachel’ı daha kötü bir duruma sürükleyecek.

Dediğim gibi, Life is Strange: Before the Storm – Episode 3: Hell is Empty genel olarak doğru ve yalan üzerinden ilerlemeye devam ediyor ve benim kafamın içine ediyor. Tüm bu oyun boyunca yaşadığımız, gördüğümüz şeylerin en doğru halini artık sadece Rachel’ın babası ve biz biliyoruz. Rachel’ın biyolojik annesi de hayatımızdan tamamen çıkmadan önce, gerçekleri Rachel’a anlatmamamızı istiyor. Çünkü gerçekler, insanların hayatlarının içine ediyor. Özellikle neredeyse 20 senedir süren bir yalan. Oyunun finali de zaten tüm bunlara bağlı olarak geliyor. Doğruyu Rachel bilmeli mi? Yoksa onu gerçeklerden korumalı mıyız? Çünkü bu gerçekler, onu daha da uçuruma sürükleyecek.

Life is Strange: Before the Storm - Episode 3: Hell is Empty İnceleme


Bu korkutucu arkadaşın aslında oyundaki rolü çok anlamlıydı.

Eğer bir video oyunlarını ciddiye alarak oynuyorsanız, bu size sorulabilecek en zor sorulardan bir tanesi olmalı. Çünkü karşınızda sevdiğiniz bir insan var. Bu insana dürüst olmak istersiniz. Çünkü onun hayatında bugüne kadar dürüst olmuş olan tek kişi sizsiniz. Fakat aynı zamanda da onu korumak istersiniz, çünkü seviyorsunuz ama onu korumak için de yalan söylemeniz gerekir. Bu, sizin bakış açınızdan. Bir de karşı tarafa bakalım, oyunda sanırım 18 yaşındaydı Rachel. Tüm bunları öğrendikten sonra, 18 yıldır annenizi tanımadığınızı öğreniyorsunuz. Bu durumda, karşınızdaki kişiden acı gerçekleri mi duymayı tercih edersiniz? Yoksa mutlu mesut yaşamaya devam mı etmek istersiniz?

Şöyle söyleyeyim, Rachel’ın biyolojik annesini tanımamasından çok daha uzun süre ben kendi öz babamı tanımadım, günümüzde de tanımıyorum. Zaten genel olarak Life is Strange: Before the Storm bu yüzden normalden daha fazla etki altına aldı. Çünkü gördüğüm hikaye çok benzer. Gördüğüm hikaye, bana kendi hayatıma daha farklı bir açıdan bakma fırsatı sunuyor. Böyle bir fırsat hayatınızda nasıl bir olasılıkta karşınıza çıkabilir? Birkaç hafta önce bir meslektaşımın bu oyundan etkilenip, tanımadığı babasını veya annesini aramaya çıktığını okumuştum. Tamam, ben o seviyede değilim. Benim durumun belli ki ondan daha farklı çünkü ben içimde böyle bir şeyin ihtiyacını hissetmiyorum. Yine de bunu yaşamak çok farklı. Bu deneyimin nasıl anlatılabileceğini bilmiyorum.

Life is Strange: Before the Storm - Episode 3: Hell is Empty İnceleme


Tanıdık bir yer.

Life is Strange: Before the Storm – Episode 3: Hell is Empty tüm bu sebeplerden ötürü çok gerçek bir bölümdü. Gerçekler, yalanlar ve çok daha fazlası ile kafamı karıştıran, bazı şeyleri görmemi sağlayan, sevginin farklı bir boyutunu gösteren bir bölüm oldu bu. Duygular ve deneyimler haricinde bu bölüm bana oldukça uzun geldi ve bundan kesinlikle memnunum. Hatta biraz daha uzun olmasını bile isterdim. Bölümün uzun olması ile birlikte müzikleri de efsaneydi. Müzik konusunda ben oldukça seçiciyimdir. Özel bir sebebi olmadığı sürece metal dalından dışarı çıkmam. Fakat bu oyunun müziklerini seve seve dinledim. Televizyonun sesini kökleyip, öyle dinledim.

Genel olarak bölümde karşımıza çıkan birkaç oynanış mekaniği de bana yeterli geldi. Zaten hikaye temelli bir video oyunu bu. Oyunda benzersiz mekanikler yerine güzel bir senaryo arardım, onu da buldum. Final seçimi ise dediğim gibi çok zorlandığım anlardan bir tanesi oldu ama sizi merakta bırakmamak için söyleyelim: Rachel’a doğruyu söyledim. Çünkü bir insanın hayatındaki dürüst kişi olmak oldukça zor bir şey ve bunu kaybetmek istemedim. Ayrıca Chloe’nin kafasından düşünerek, bu gerçekler ardından Rachel’ı ne olursa olsun koruyacağımı düşündüm. Bunu Chloe yapamıyor, hepimiz biliyoruz ama Chloe geleceği göremiyor, değil mi?

Life is Strange: Before the Storm - Episode 3: Hell is Empty İnceleme


Aslında tek istediğim, şu zaman andan biraz daha ilerisini görebilmekti.

Life is Strange: Before the Storm – Episode 3: Hell is Empty bittikten sonra da karşıma oldukça ilginç bir bilgi çıktı. Oyunun seçim istatistiklerindeki bir seçeneğe göre, Rachel aslında oyun içerisinde annesi ile tanışabiliyormuş. Fakat bu finale sadece oyunu oynayan oyuncuların %6’sı ulaşmış görünüyor. Açıkçası o şıkkı görünce oldukça şaşırdım çünkü hikaye öyle bir ilerliyor ki, sanki hiçbir zaman böyle bir imkan bana verilmemiş gibi hissettim. Burada da zaten oyunun diyalog seçimlerinin ne kadar önemli olduğunu görebiliyorum. En ve en sonda ise oyun direkt olarak ilk sezona dönüyor. Beyaz bir odada fotoğraf makinesi sesi duyuyoruz. Rachel’ın telefonu çalıyor, arayan biziz. Gerisini anlatmaya gerek yok sanırım. Eğer ilk sezonu oynadıysanız, neler olduğunu zaten biliyorsunuz demektir.

Life is Strange: Before the Storm – Episode 3: Hell is Empty beni bu noktada biraz hayal kırıklığına uğrattı çünkü ben Rachel’ın o duruma nasıl düştüğünü görmek istiyordum. Tamam, doğruları söyledik ve kendisi dağıldı ama sonraki sahnelerde kendisi çok mutlu görünüyordu. Bu öğretmen ile Rachel nasıl tanıştı? Damon işin nasıl içindeydi? Frank var mıydı? Ne oluyordu, oyunun o final seçimden bitmesi yerine biraz daha ilerlemesini tercih ederdim çünkü ilk sezonu oynayan bir oyuncu olarak, ben oynadığımız zaman diliminin biraz daha ilerisini merak ediyordum. Fakat olsun. Bu oyunu geliştiren herkesin eline, emeğine sağlık.

Life is Strange: Before the Storm - Episode 3: Hell is Empty İnceleme


Asıl ben teşekkür ederim…

[inceleme]

Yorumlar (0)

Bir Cevap Yazın