Menü
https://leadergamer.com.tr/saints-row-iv-steam-atolyesi/

Killing Floor 2

Yapımcı Tripwire Interactive
Dağıtımcı Tripwire Interactive
Tür
Çıkış Tarihi 18 Kasım 2016
Killing Floor 2 , Popüler 24 Kasım 2016 18:16

Killing Floor 2 İnceleme

Ders 1: Ölmeyin. Ders bitmiştir.


Killing Floor, 2009 yılında oyunculara adrenalin dolu kooperatif hayatta kalma atmosferini yaşatmak için PC platformunda çıkış yapmıştı. Çıkış yaptığı günden itibaren yoğun ve olgun PC oyuncularının beğenisini kazanan Killing Floor, modlar ve çeşitli oyuncu tabanının yarattığı eklentiler ile günümüze kadar istikrarlı bir oyuncu nüfusu seyretti. Yapımcı Tripwire Interactive, Killing Floor’u yeni nesil konsolların çıkmasıyla beraber tekrar, baştan yaratarak önümüze sunma kararı almış ve bizlere Killing Floor 2’yi hazırlamışlar. Peki Killing Floor 2, yeni gelenler için tercih edilmesi gereken bir oyun mu, yoksa oyun dünyasında görebileceğimiz diğer nişancı hayatta kalma oyunları gibi mi? Dilerseniz bu soruyu incelememiz vasıtasıyla cevaplandıralım.

Killing Floor 2

Dikkatiniz dağılmasın, dikkat burada her şeyden önemli!


Killing Floor 2 nedir ve bizlere ne sunuyor?

Killing Floor 2 öncelikle piyasadaki diğer kooperatif hayatta kalma oyunları ile karıştırılmamalı. Sözüm burada elbette Left 4 Dead ve Warhammer: End Times – Vermintide’a. Killing Floor 2 bizlere 6 kişilik çevirim içi kooperatif bir deneyim sunuyor. Belki de en büyük farklılık tam olarak bu noktadan sonra başlıyor aslında. Maalesef üzülerek söylüyorum ki, Killing Floor 2’nin neresinden baksanız, evirseniz çevirseniz de, kendi hikayesini oyun içerisinde kesinlikle anlatmıyor. Left 4 Dead veya Warhammer: End Times – Vermintide’da, seçtiğiniz görev başına kendine has ufak dahi olsa bir hikayesi olsa da, Killing Floor 2 bu yönde çalışmıyor. Tamı tamına 12 tane harita sunan Killing Floor 2, herhangi birinden başlasanız dahi en ufak bir diyalog bile içermeden oyuna başlamış oluyorsunuz. Oyun hatta o kadar hızlı başlıyor ki, çoğu zaman daha soluk almadan karşıdan düşmanların geldiğini görüyorsunuz. Bahsettiğim durum, hali hazırda başlamış bir oyuncunun oyununa dahil olmak değil sevgili okurlar. Kendi başınıza, yeni bir oyun açtığınızda da seçtiğiniz karakterin tek bir kelime etmeden eline silah alarak ateş etmeye hazır ve müsait olduğunu göreceksiniz. Hikayenin olmadığı oyunlarda, yaptığınız işlerin çok çabuk tekrara düşüp, sizi sıktığı olabiliyor. Killing Floor 2 de bu durumdan muzdarip. Fakat bu oyunun tamamen kötü olduğu zannedilmesin, zira rakiplerine göre çok daha iyi olduğu bazı konular var.

Oyuna ilk girdiğiniz andan itibaren sizlere öğretilen ve bilmeniz gereken tek şey var sevgili okurlar. Düşmanlarımız, ters gitmiş bir deneyin sonucu olarak insanları hızlı ve özel güçleri olan zombi benzeri ‘Zed’ adı verilen yaratıklar. Bizler de oyuncu olarak şu noktaya kadar hayatta kalmış olan ve Zed’leri yok etmekte başarılı olan bir ekip olarak maç öncesi seçtiğimiz kısa (4 raunt), orta (7 raunt) veya uzun (10 raunt) süre boyunca hayatta kalıp, bölüm sonu canavarını da öldürerek başarı elde etmemiz. Killing Floor 2’nin hikaye açısından bir başı veya sonu yok fakat maç olarak başı ve sonu elbette var. Rauntlar süreli değil, raunt başına ortaya çıkan Zed sayısını sıfırladığımızda bir sonraki raunda geçiş kazanıyoruz. Raunt aralarında birer dakika süre verilerek gerekirse can doldurma, silah satın alma veya çevrenizdeki kapıları kaynak ederek bir sonraki raunda kendimizi hazırlayabiliyoruz. Killing Floor 2’nin çok genişçe özeti bu şekilde. Dilerseniz oyunun daha da detaylarına inelim ve bu oyunu özel kılan özelliklerine bir bakalım.

Killing Floor 2

En temel seviye Zed türü: Clots


Zed’ler, tam olarak kaç tane?

Killing Floor 2’nin en önemli faktörüne değinelim isterseniz. Zed’ler ve Zed türleri. Öncelikle kolaydan zora doğru rastlayacağınız tam 11 tür Zed mevcut. Bu türlerin içerisinde Alpha veya Underdeveloped şeklinde güçlük seviyeleri ile bu rakam 30’a çıkabilir. Bir maç içerisinde hangi tür Zed’e rastlayacağınız, tamamıyla rastlantı üzerine gerçekleşiyor. Fakat her maçın sonunda, son raundu da yenmeyi başarırsanız, bölüm sonu canavarı olarak iki yaratıktan birisi ile kapışma şansınız var. Bunlardan bir tanesi Dr. Hans Volter ve Patriarch. Bölüm sonu canavarı konusunda bu kadar kıtlık olması, doğrusu oyunu biraz sıkıcı kılıyor. Zira Patriarch’a rastlamak çok nadir olduğundan sürekli olarak Dr. Hans Volter ile savaşıyor olacaksınız. Bu da bir maçın sonunu ciddi anlamda amaçsız kılıyor çünkü bu sefer kiminle savaşacağım sorusunu sormuyor, Dr. Hans Volter ile savaşacağınızı biliyorsunuz.

Nitekim bölüm sonu canavarlarını öldürmenin oldukça güç olduğunu sizlere söylemeliyim. İlk başlarda ben de canavarın can çubuğunun hızlıca düşmesinden kaynaklı bir öz güven ile rahat davranmış, fakat daha sonra o can çubuğunun altında 2 can daha olduğunu görünce, bolca etrafa saçtığım mermilerin kıymetini anladım. Takım arkadaşlarınız olmadan, bölüm sonu canavarlarına kesinlikle kayda değer hasar vermediğiniz bilmelisiniz. Bu her ne kadar takım oyununa daha fazla değer yüklese de, 6 kişilik takımda tek bir oyuncunun yaptığı hatadan sonra giderek kazanma şansınız düşmesi, pek de hoş bir durum değil. Zira bu Left 4 Dead değil, tek başınıza hayatta kalma ihtimaliniz çok düşük. Özellikle bölüm sonu canavarının çıktığı o son raunda gelmişseniz.

Killing Floor 2’de ölmesi zor tek canlılar bölüm sonu canavarları değil. Cyst, Clot ve Crawlers haricindeki tüm özel Zed’ler, bazen en güçlü silahınızı ve bazen de bir takım arkadaşınızın daha yardımı ile öldürülebilir oluyorlar. Zed türünün en üst seviyesinde duran, elinde elektrikli testere taşıyan Scrake, iki kolunda delici olan Fleshpound ve alev topu atabilen Husk, karşılaştığınızda kesinlikle kaçmanızı gerektirecek türden yaratıklar. Zira yakın menzilden vuran Zed’ler her ne kadar ilk başta acıtmıyor gibi gözükse de, üzerinize depar atmaktan hiç çekinmeyecek ve sizi duvara sıkıştırdıklarında canınızın su gibi aktığını fark ettirecek yaratıklar bunlar. Aynı zamanda, alt kademe Zed’lerde olmayan fakat üst seviye Zed’lerde sıklıkla bulunan gerek silahlarından, gerek de deney yapıldığı dönemlerinden kalma metal kısımlara ateş edecek olursanız, merminin işe yaramadığını göreceksiniz. Bu sebeple, bir sonraki konumuz olan, silah çeşitlerine önem göstermemiz gerekiyor.

Killing Floor 2

Sırasıyla: Scrake, Fleshpound ve Husk.


Silahlar ve Klasmanlar

Killing Floor 2 bizlere ciddi anlamda geniş silah seçenekleri sunuyor. Alt başlıktaki klasman kelimesi sizleri yanıltmasın. Baştan söylememde fayda var, her klasmanın kendine özel silahları var ama bu silahları her klasman kullanabilir. O zaman klasmanlar ne işe yarıyor diye sonralar olacaktır elbette, ki benim de ilk oynadığımda aklıma bu soru gelmişti. Klasmanlar, sizin belirli bir klasmanı oynadığınız sürece ve o klasmana ait silahlarla Zed öldürdüğünüz takdirde deneyim puanı kazanır ve klasmana seviye atlatırsınız. Her 5 seviyede bir, klasmanınıza özel bir yetenek puanı açılır. Açılan puan ile iki yetenek arasından birini seçmeniz isteniyor. Benim tercih ettiğim Firebug klasmanı, yani yanıcı silahlar kullanmada özel olan klasmanı ilk 5. seviyeye getirdiğimde bana iki yetenek seçeneği sunulmuştu. Yanıcı silahların hasarı %25 artsın, ya da yanıcı silahların şarjör ve taşıdığın cephane miktarı %100 artsın. Bu şekilde 25. seviyeye kadar yükselerek bir klasmanınıza 5 adet yetenek yükleyebiliyorsunuz. Toplamda 10 adet klasman olduğunu düşünürseniz, aslında denemeniz ve açmanız gereken çok yetenek olduğunu söyleyebiliriz. Peki diğer klasmanların silahlarını kullanırsak hangi klasmanda ilerleme kaydediyoruz sorusuna gelecek olursak, bir Zed’in ölümünde veya raundun sonunda, en çok kullandığınız ekipmanlara ağırlıklı olarak, diğer klasmanlara da deneyim puanı gitmiş oluyor. Fakat bu şekilde birden fazla klasmanı geliştirme umuduna kapılmayın, zira cüzi miktarda deneyim paylaşımı oluyor.

Klasmanların önemi, pasif olarak sahip olduğumuz direnç veya hasar oranı olsa dahi, kuracağımız takım için çok önemli bir rol izliyor. Mesela bir önceki başlıkta, üzerinde metal olan Zed’lerden söz etmiştik. Bu tür Zed’lere karşı herhangi mermi tabanlı silah işimizi görebilir fakat çok fazla mermi ve zaman alacaktır. Killing Floor 2’de canımızdan daha önemli bir şey varsa o da mermilerimizdir. İşte bu tarz yaratıklar ile karşılaştığımızda, Firebug veya Demolitionist gibi patlayıcı ustası klasmanlar üstün başarı gösteriyor. Lakin, Zed grubunun içerisinde, Siren adı verilen sürekli olarak çığlık atıp, üzerine attığımız patlayıcı bomba veya C4’leri yok eden özel bir Zed var ise, en iyi taktiğimiz Firebug klasmanında olan bir oyuncunun o sürüye önem göstererek küle çevirmesi olacaktır. Bu tarz durumlarda gider alev atar alırım diyebilecek lüksümüz yok, çünkü silah mağazası sadece rauntlar arası açılıyor ve eğer kimsede alev atar yoksa, Firebug’da mutlaka bir tane vardır. Bu yüzden takım kompozisyonuna önem göstermelisiniz. Yoksa işiniz gerçekten çok ama çok zor.

Klasmanların yanı sıra, sadece kozmetik amaçlı oynadığımız karakterin görünüşünü de değiştirebiliyoruz. Chivalry oyununa sahip olanlara özel verilen karakteri de sayacak olursak 9 adet karakter bizlere sunuluyor. Bu karakterlerin hiçbir özellikleri yok ve salt kozmetik amaçlı konulduğunu tekrar söylemek isterim. Karakter kısmının altında, kafa, vücut ve aksesuar gibi 3 sekme ile seçtiğimiz karakteri biraz daha özelleştirebiliyoruz. Killing Floor 2’nin minimum $2’lık ek paketleri ile kostüm veya silahlarımıza desen satın alabiliyoruz. Tüm kozmetikleri sadece satın alarak değil, aynı zamanda bir maçı başarılı şekilde bitirdiğimizde ve şans tanrısının gülümsemesiyle birlikte güzel eşyalara sahip olma olasılığımız da var. Bitirdiğimiz maçların zorluk seviyesi ne kadar yüksek ise, düşen eşyanın kalitesi ve düşme oranı da bununla beraber artıyor.

Killing Floor 2

Chivalry oyununa sahip oyunculara verilen Tom Banner karakterini kullanabilirsiniz.


 Oyun modları ve oynanış

Killing Floor 2, ilk darbeyi hikayesinin olmamasından, ikinci en büyük darbeyi de oyun modlarının kıtlığından alacaktır. Oyun modları dediğime bakmayın, tam olarak 2 tane oyun modu mevcut. Birincisi Survive, yukarıda bahsettiğim 4,7,10 raunt boyunca hayatta kalmaya çalıştığımız oyun modu. Diğer oyun modu ise yapımcıların övünerek bitiremediği fakat daha önce benzeri oyunlarda görmüş olduğumuz, VS Survive modu. Bu modda tahmin edebileceğiniz gibi 6 kişi hayatta kalmaya çalışanlar, diğer 6 kişi de farklı farklı Zed’ler olarak hayatta kalanları öldürmeye çalıştığımız bir mod. VS Survive modunda hayatta kalanları oynuyorsanız, normal Survive modundan pek de bir farkı olmadığını fark edeceksiniz. Tek ufak farkı, Zed tarafında başka oyuncuların olmasından kaynaklı maçın daha hızlı işlemesidir. Raunt araları daha kısa sürüyor ve Zed sayıları 130-150 değil, 40-80 oluyor. VS Survive modunun normal Survive modundan biraz daha zevkli olduğunu söyleyebilirim. Karşımızda canlı oyuncuların bizleri öldürmek için çeşitli yollar aradığı, bizim de buna göre bir rota izleyerek kaç ve ateş et taktiği ile hayatta kalmaya çalışmamız, oyunun mevcut olan adrenalinini arttırıyor. Fakat şu noktada, VS Survive modunu oynayan çok az oyuncu olmasıyla birlikte, Zed’leri biz oynadığımız takdirde rakipler için adaletsiz bir şekilde güçlü olduğunu söyleyebiliriz. Survive modunda bir Clot’dan 10-15 hasar almamıza rağmen aynı Clot VS Surive modunda 25-30 hasar vuruyor. Bu da oyuncuların bu moddan uzak durmalarına sebep oluyor elbette.

VS Survive modunda kontrolünü aldığımız Zed’ler rastgele seçiliyor. Bu konuda belki de dengelerin bozulmaması için bizlere seçenek sunulmadığını düşünüyorum. Fakat her kontrol ettiğimiz Zed’in bir hafif, bir de ağır vuruşu olmasının yanı sıra bir ya da birden fazla özel yetenekleri de oluyor. Bloat isimli, Left 4 Dead’in Boomer’ına benzer şişman Zed’in rakiplerin yüzüne kusma, yere mayın bırakma, yüzünü elindeki bıçaklarla koruma ve bıçaklarla saldırma şeklinde 4 tane yeteneği olabiliyor. Bu yüzden her Zed’i, farklı şekilde, zekamızı kullanarak hareket etmeliyiz. VS Survive modu tümüyle bu konseptten ibaretken, dilerseniz şimdi Survive modunu  biraz irdeleyelim.

Killing Floor 2’nin görsellerine bakacak olursanız eğer, sürekli karanlık olmasına şaşırmayın. Her ne kadar kasvetli gözükse de, aslında bir o kadar da korkunç. Evet doğru duydunuz. Killing Floor’a benzer oyunlar olan Left 4 Dead ve Warhammer: End Times – Vermintide gibi oyunlarda sürekli olarak daha aydınlık ve düşmanların kolay ölmesi gibi bir çok etken, oyunun çok sıradan ve hatta basit olduğu izlenimini yaratıyor. Öte yandan Killing Floor 2, korkunç haritaları ve yaratıkları sayesinde, ciddi anlamda bir yere odaklandığınızda, arkanızdan hasar yemenizle birlikte çok büyük bir dertte olduğunuzu hissediyorsunuz. Killing Floor 2’yi belki de bu kadar derinlemesine güzel bir hayatta kalma nişancısı yapan şey, Zed’ler kalabalık oldukça sıkıştığınızı, sıkıştıkça kaçış planlarınızın tek tek çürüdüğünüzü fark etmeniz. Yaratıkların gelmesini engellemek için bazı kapıları kapatıp kaynak yapabiliyorsunuz. Alt kademe Zed’ler, bu kapılara vurdukça kaynak seviyesini düşürüp, sonunda kapıyı açıyorlar. Oynadığım rauntlardan birinde, alt kademe Zed’lerin kapının arkasında olduğunu bildiğim için sürekli olarak kaynağı tazeliyor, olası bir durumda bu kapının kaynağını çözer, alt kademe Zed’leri öldürür ve kaçarız demiştik takım arkadaşlarımızla. Lakin çok geçmeden, büyük bir kırılma sesi ile Fleshpound’un o kapıyı paramparça edip üzerimize doğru koştuğunu gördük. O noktadan sonra tüm nizam ve planlarımız çökmüş, doğaçlama hayatta kalma planlarına başvurmuştuk. İşte bu yüzden, Killing Floor 2, gerçekten kapana kısılmanın ne demek olduğunu bizlere anlatmıyor, yaşatıyor.

Hazır kapana kısılmaktan söz etmişken önemli bir konuyu da burada masaya yatıralım. Killing Floor 2 her ne kadar bu atmosferi haritaları sayesinde yaşatıyor olsa da, 12 adet haritanın içerisinde hiçbir haritanın açık alan sunmaması ciddi anlamda büyük bir sorun. Her harita klostrofobimizi arttıracak derecede dar. Bazı haritaların avlusu ve bahçesi gibi açık noktaları var fakat 1 adet orman haritası hariç geri kalan tüm 11 harita kapalı alanda geçiyor. Bu durumun doğurduğu sorunlardan biri ise, roundlar ilerledikçe oyunun giderek karanlık bir hal alması, bununla birlikte sürekli olarak ekran parlaklığını açma hissine kapılmamız. Daha aydınlık ve açık haritaları topluluk sunucularının sunduğu modlar sayesinde oynayabiliyoruz fakat Tripwire Interactive’in açık harita kıtlığı yaşatması, gerçekten doğru bir adım olmamış.

Hayatta kalma oyunlarında, gerek Left 4 Dead gibi nişancı olsun gerek Resident Evil gibi hikaye izlesin, en önemli unsur canımızın dolu olmasıdır. Killing Floor 2’de işler biraz değişiyor. Q butonuna basmamızla birlikte kendimize iğne vurarak 20-30 birim can doldurabiliyoruz. Her 5-10 saniyede bir tekrar bu iğneyi kullanabiliyor ve iğnenin kullanma sayısı gibi bir durumun da olmaması, can derdini ortadan bir nebze kaldırıyor. Bu iğneyi dilersek arkadaşımıza da vurarak canlarının dolmasını sağlayabiliyoruz. Killing Floor 2’de önemli olan şey mermimiz ve zırhımız. Bunun sebebi ise çok basit, zırhımız olmadan canımız biz “Öldüm!” demeden 0’a ulaşmış oluyor. Silah mekanikleri ise gerilime ekstra gerilim katıyor diyebiliriz. Zira şarjörümüzde mermi kalmadığında, otomatik olarak diğer nişancılarda alıştığımız gibi dolum yapmıyor Killing Floor 2. Ateş etmekte olduğumuz Zed ile karşılıklı bakışarak silahımızdan gelen boş şarjör sesi bize adeta cenaze müziği gibi geliyor. Manüel olarak şarjör değiştirdikten sonra aklımıza gelen ilk soru genelde şu oluyor, “Benim değiştirdiğim ikinci şarjör bu ve hala aynı 1 adet Zed ile uğraşıyorum. Mermim yetecek mi?”. Bu noktadan sonra da oyunda iyileşmeniz gerektiğini, attığınız her merminin isabet etmesi, işinizi kolaylaştıracağını anlıyorsunuz. Maçın başlarında her kafaya isabet ettirdiğiniz mermiler, maçtaki herkesi Zed Time denilen ağır çekim moduna sokuyor. Bu süre 3 saniyeden fazla olmasa da, genelde bir çıkış yolu ya da diğer mermilerinizi isabet ettirmeniz için size fazlasıyla yardımcı oluyor.

Killing Floor 2

Silahların görünümleri gerçekten çok hoş. Görseldeki Mikrodalga Silahı.


Görseller ve sesler ne durumda?

Killing Floor 2’nin yapım amacı genel olarak buradan belli oluyor aslında. Eski bölümünün üzerine çok fazla şey katmamalarına rağmen görseller ve ses efektleri kesinlikle üst seviyede olmuş. Killing Floor’un 2009’da çıktığını düşünürsek, günümüz görsellerinden çok geri olduğunu hemen anlayabiliriz. Bu sebeple Killing Floor 2, Unreal Engine kullanarak görsel ve ışıklandırmada, Nvidia Flex kullanarak da fizik motorunda eski oyununa kıyasla çağ atlamış gözüküyor. Hatta oyuncu kitlesi sayesinde eski Killing Floor haritalarını bu motorlar ile tekrardan yapılmış hallerini oynayabiliyoruz. Silahların seslerine gelicek olursak, silah efektleri tam olarak yerine oturmuş olsa da, patlama ve yanıcı silahların sesleri pek bir yavan olmuş diyebiliriz.

Fakat altını bastıra bastıra çizmemiz gereken bir durum varsa, o da müziklerin efsane olduğudur. Tüm o kaos ve katliam içerisindeyken arkada çalan türlü türlü hard rock müzikler, gerçekten sizin giderek daha gürültülü silahlar alıp müziğe eşlik edercesine Zed katliamı yapmanıza teşvik ediyor. Bu tarz sürü ile yaratık öldürdüğümüz oyunlarda müziklerin çok önemli olduğunu her zaman savunmuşumdur. Killing Floor 2, bu konuda benden tam puan almayı başarıyor. Dilerseniz buraya tıklayarak Killing Floor 2 müziklerini dinleyebilirsiniz.

Killing Floor 2

Oyuncu kitlesi tarafından eski Killing Floor’un Offices haritası Killing Floor 2’ye uyarlanmış.


Killing Floor 2 almaya değer mi?

Bu konuda özellikle siz okurlarımıza karşı açık ve net olmaya özen gösteriyorum. Her oyun, kişiden kişiye farklı zevkler verebilir ya da vermeyebilir. Bu yüzden verdiğim kararı hangi sebeple verdiğimi de açıklamam gerektiğini düşünüyorum. Killing Floor 2, rakiplerinin sunmadığı tarzda yüksek gerilimli ve bol adrenalinli bir kooperatif hayatta kalma deneyimi sunuyor bizlere. Geniş silah seçenekleri ve klasman sistemi ile hayatta kalma nişancı oyunlarının belki de en değişik türünü oluşturuyor. Fakat, hikayesinin olmaması, 12 haritanın hiçbirinde ilerleme gibi bir durumun olmaması, dar koridorlarda sürekli olarak kaç ve ateş taktiği ile hep aynı bölüm sonu canavarları ile kapışmak, oyunun oldukça tekrara düşmesine sebep oluyor. Killing Floor 2’nin bir hikayeye sahip olmaması, teknik olarak gideceğiniz bir yerin de olmadığı anlamına geliyor. Left 4 Dead gibi gitmemiz gereken bir kırmızı oda veya yetişmemiz gereken bir uçak vesaire yok. Bu da yaklaşık yarım saat boyunca aynı haritada ve savunmakta sorun yaşamayacağınız bölgede vakit geçireceğiniz anlamına geliyor. İşte tam olarak bu noktada Killing Floor 2 sıkıcılığını hissettirmeye başlıyor. Hayatta kalma çabası toplamda 400-500 Zed öldürdükten sonra basit bir ‘Kazandınız’ ekranıyla bitirilince, uğraşlarınızın karşılığını almamış gibi hissetmenizi sağlıyor. Basit bir kaçış sinematiği ya da iki-üç diyalog burda gerçekten oyun için çok iyi menfaat sağlayabilirdi.

Yanlış anlaşılmasın, hayatta kalma oyunları genelde hep tekrardan ibarettir, bu doğru. Fakat Killing Floor 2, bu tekrarı bizlere daha ilk 2-4 saatin içinde sunuyor. Her haritaya birer saat harcasanız da, sizlere oynanış bakımından hiçbir farklılık sunmuyor. Silahların her biri daha ilk raunttan itibaren, yeterli paranız varsa satın almaya açık vaziyette. Her klasman, birbirinin aynısı gibi oynanıyor. Yetenekler haricinde oynanışta bir farklılık sunmuyorken, klasman değiştirip kimyanızın tuttuğu bir klasmanı arama çabasına da girmiyorsunuz. Bu sebepten dolayı Killing Floor 2, şuan gerçek anlamda oyunculara yüzlerce Zed öldürme deneyiminden başka bir şey sunmuyor. Bu durum çok büyük ihtimalle topluluk sunucularının artması, atölyede mod sayılarının artması ve yeni oyun modlarının getirilmesiyle daha da iyiye doğru bir yol izleyebilir. Fakat şuan Killing Floor 2, sadece 2 oyun modu ve 4-7-10 round hayatta kaldıktan sonra ana menüye geçelim denklemi ile kendisini tercih edilebilir bir oyun kılmıyor. Killing Floor 2 görselleri, müzikleri, ses efektleri ve atmosferinden dolayı kesinlikle parayı hak ediyor. Oynaması ücretsiz bir oyun kategorisine kesinlikle düşmez. Lakin kendisine biçtiği fiyat etiketini de, şu noktadaki vaziyetinden dolayı kesinlikle hak etmediğini düşünüyorum. Birkaç ay sonra, oyuncu tabanı genişleyip yeni içerikler getirildikçe eminim ki fiyatını hak edecek ve oynanması daha da zevkli bir oyun olacaktır.

Killing Floor 2

PUAN: 6 /10
Yapımcı

Tripwire Interactive

Dağıtımcı

Tripwire Interactive

Tür

, ,

Platform

PC ve PlayStation 4

  • Atmosfer çok iyi.
  • Müzikler harika.
  • Bol silah seçenekleri.
  • Bol düşman çesitleri.
  • Hikayenin olmaması.
  • Yavan klasman sistemi.
  • Çok çabuk tekrara düşmesi.

Hikayesinin olmaması ve rauntlardan ibaret olması, Killing Floor 2'yi çok çabuk tekrara düşürüyor. Birkaç ay sonra daha iyi olacağından eminiz.

Serkan Mehmedali Editör