F1 2016 İnceleme

F1 2016 İnceleme

Benzersiz bir F1 simülasyonu için hazır mısınız?

Bir çoğumuzun çocukluğunda, derin izler bırakan çekişmelere sahne olan Formula 1 platformu İstanbul’un da yarış takvimine dahil olmasıyla ülkemizde oldukça geniş kitlelerle takip edilmeye başlamıştı. Michael Schumacher’ın domine ettiği yılları, hatırlar mısınız bilmiyorum ama kesinlikle Formula 1’in en parlak yıllarıydı diyebiliriz. 2000-2005 seneleri arasında hepimizin yakından takip ettiği Formula 1 arabalarının o sesleri hala kulağımda çınlıyor desem yalan olmaz. Daha sonrasında güvenlik gerekçesiyle gelen kural değişiklikleri, İstanbul Park’ın yarış takviminden çıkması derken ülkemizde de Formula 1 sever sayısı günden güne azaldı doğal olarak. Neyse daha fazla tarihi yad etmeden konumuza dönersek, günümüzde Formula 1 platformunun resmi oyunlarını yapan Codemasters’ın yeni oyunu F1 2016 sonunda çıktı. Yeni gelen oyunun seriye neler kattığını dilerseniz adım adım inceleyelim.

1

Oyunda 5 farklı oyun modu bulunuyor.


Nerede o eski Formula 1 oyunları?

Öncelikle, Formula 1 oyunu dediğimizde benim nedense aklıma sürekli EA Sports yapımı F1 Challange 99-02 geliyor. O zamanlara göre oldukça kaliteli olan bu oyun, bize 3 sezonluk oldukça kaliteli ve o zaman için gerçekçi sayılabilecek bir tecrübe sunuyordu. Ayrıca kişiselleştirme seçenekleri o denli fazlaydı ki, araba ayarlarıyla uğraşmaktan oyunu oynamaya vakit bulamıyorduk.

Bunları neden anlattığıma gelirsek, geçtiğimiz yıl çıkan F1 2015 oyunu bu oyunun resmen daha gelişmiş grafikli haliydi, aradan geçen 15 yıla rağmen üstüne bişey koyamazsanız, hatta oyunu tek sezondan iler götüremezseniz, eleştiri oklarının da hedefi olursunuz. Üstelik F1 2014’te bulunan oyun modları bile çok daha doyurucuydu. Neyse ki yeni oyunda Codemasters yaptığı hatanın farkına varmış ki, oyuna bir kariyer modu ekleme ihtiyacı duymuş.

Şimdi öncelikle oyundan neler beklememiz gerektiğinden kısaca bahsedelim. Oyunumuz gerçekçi bir yarış deneyimi sunmanın oldukça ötesine geçiyor ve size gerçekçi bir Formula 1 atmosferi sunuyor. Yani bu ne anlama geliyor derseniz, NBA 2K serisi demem yeterli olur sanırım.

4

Yarışlardan önce yol durumu ve diğer detaylar adeta TV’den izliyormuş gibi bize aktarılıyor.


Formula 1 pilotu olmaya hazır mısınız?

Oyunda, pist içinde ve dışında gerçekte olan ne varsa yaşama şansı buluyoruz. Resmen televizyondan izlediğimiz yarış görüntülerini oyunda görüyoruz, pilotların takım teknisyenleriyle konuşmaları olsun, muhabirlerin pilotlarla konuşmaya çalışması olsun o kadar çok gerçekçi öğe bulunuyor ki, yarışmadığımız anlarda kendimizi bir Formula 1 yarışı izler halde buluyoruz. Bu açıdan istenen kesinlikle başarılmış ve ortaya harika bir iş çıkarılmış.

F1 2016’ya girdiğimizde karşımızda Time Trial,Career, Championship Season, Quick Race ve Multiplayer olmak üzere 5 seçeneği buluyoruz. Time Trial modunda zaman tutarak yarışıyor ve geçmişteki sürücülerle zamanımızı karşılaştırıyoruz. Gerçek sürücülerin sürelerini egale etmek oldukça keyif veriyor, zaman geçirmek için oldukça başarılı bir seçenek olarak oyunda bulunuyor.

Championship Seasons’ta istediğimiz bir sürücünün yerine geçiyor ve gerçek bir Formula 1 sezonunu yaşamanın fırsatını buluyoruz. Quick Race modu yine Time Trial modu gibi çabuk oynamak ve vakit geçirmek için iyi bir seçenek. Quick Race’i seçtiğimizde pisti ve arabamızı belirledikten sonra direk oyuna dahil oluyoruz ve rakiplerimizi geçerek podyuma çıkmaya çalışıyoruz. Multiplayer ise bildiğimiz çoklu oyuncu modu ve Quick Race’ten tek farkı diğer sürücülerin de gerçek oyuncu olmaları.

11

Birbirinden zorlu pistler oyunda bizi bekliyor.


Lastik parçalamamak adeta bir sanat!

Gelelim F1 2016’nın oynanış süresinin büyük kısmını kapsayan kariyer moduna. Kariyer moduna girdiğimizde bizden karakterimizin görünüşü, kaskı, ismi ve takımımızı belirlememiz isteniyor. Bunları belirledikten sonra yavaş yavaş olayların işleyişini kavramaya başlıyoruz. Genel olarak yarışmadığımız sürelerde planlamalarımızı, tercihlerimizi yaptığımız laptop ve tablet başında geçiriyoruz süreyi.

Yarışlardan önce ve sonra teknik ekibimizden yetkili bir ağabeyimiz bizleri ziyaret ederek arabayla ilgili fikirlerimizi alıyorlar. Bu fikirler doğrultusunda aracımızın hangi yönlerinin geliştirileceğini de belirleyebiliyoruz. Bu geliştirmeleri yapmak içinse pratik turlarında, sıralamalarda yarışlardaki görevleri yerine getirmemiz gerekiyor. Bu görevler arasında lastiğimizi idareli kullanarak belirli bir sürenin altında tur atmak, sıralama turlarında iyi bir derece almak gibi farklı seçenekler bulunuyor.

Zaten pisti öğrenmek için her yarış öncesi pratik turlarında uzunca bir süre harcıyorsunuz ve bu görevleri büyük oranda yerine getiriyorsunuz ama bahsetmem gereken ince bir detay var ki o da lastikler. Gerçekten sizin kullanım tarzınızın lastik üzerindeki etkisi çok büyük. Çok agresif bir kullanım tarzına sahipseniz 20 tur ömrü olan bir lastik türünü 10 turun altı sürede parçalayabiliyorsunuz. Yani kesinlikle oyun tarzınızın oyuna etkisi çok büyük o yüzden aracınıza gözünüz gibi bakmanız gerekiyor, aksi taktirde 2 pit stop olarak planladığınız stratejinize bir anda 3. pit stopu ekleyerek stratejinizi bozmak zorunda kalıyorsunuz.

13

Gerçek yarışçılara karşı iyi sonuçlar almak için yarışa iyi bir sıradan başlamak şart.


Direksiyon setinin tadına varmak için birebir!

Az önce bahsettiğim tablet ve laptop kısmına gelirsek önce laptoptan bahsetmem gerekir. Kariyerimize başlar başlamaz oldukça güzel olan menajer ablamız geliyor ve genel bilgiler vererek aradığın herşeyi laptopta bulabilirsin diyor. Bu saatten sonra aracımızın gelişimi, sıradaki yarışlar, bizim durumumuz gibi bir çok detayı laptopumuz sayesinde öğrenebiliyoruz.

Tablet kısmına gelirsek, aracımızdayken elimize tutuşturdukları tablet ile aracımızın bütün teknik ayarlarını ve lastik seçimlerini ayarlayabiliyoruz. Bu yaptığımız ayarlardan sonra gerisi teknik ekibimize kalıyor ve her şey tamam patron diyerek istediğimiz anda yola çıkabileceğimizin işaretini veriyorlar. Genel olarak kariyer modundan oldukça memnun kaldığımı ve eğlenceli, zorlu saatler geçirdiğimi söylemem gerekiyor. Kesinlikle F1 2016’nın en çok vakit harcanacak, verdiğiniz paraya değecek kısmı bu.

Oyunun oynanış kısmına gelirsek tahmin edebileceğiniz gibi epey zorlu bir süreç bizleri bekliyor. Öncelikle ne kadar gerçekçi olabilir diye son zorlukta açtığım oyundan anladığım, gerçekçi bir sürüş keyfi istiyorsak önce kaliteli bir direksiyon setine sahip olmamız gerektiği. Elimdeki Logitech F710 gamepad ile gerçekçi modlarda oynamak oldukça zor oldu benim için. En azından sürüş konusunda bazı yardımları açtıktan sonra oyunu stabil oynamaya başlayabildiğimi farkettim.

6

Bütün yarış boyunca konsantrasyon oldukça büyük önem taşıyor.


Ya yol yardımı olmasaydı, demeden edemiyor insan!

Oyundaki en büyük yardımcımız kesinlikle yol üzerinde beliren oklar. Bu oklar yardımıyla pistin neresinde kalmamız gerektiğini ve hangi hızlarla virajı almamız gerektiğini öğrenebiliyoruz. Çünkü oyunda her şey o kadar hassas bir dengedeki, bir viraja 20-30 km/sa fazla hızla girdiğiniz takdirde, kendimizi ya pist dışında ya savrulmuş halde buluyoruz. İşte bu yüzden oyundaki pratik seanslarını oldukça verimli geçirmemiz gerekiyor. Pisti öğrendiğimiz taktirde gerisi oldukça rahat geliyor.

Tabii burada benim çok merak ettiğim bir diğer nokta da aracımızda yaptığımız değişikliklerin ve havanın oyuna etkisiydi. Gerçekten de en ufak bir lastik değişimi bile arabanızın yol tutuşunu ve hızını fark edeceğiniz ölçüde etkiliyor. Eğer yarışlarda pistte kalmak konusunda probleminiz varsa downforce değerini arttırıp, daha sert bir lastik seçmek yararınıza olacaktır diye ekleyivereyim hemen.

Gelelim F1 2016’da bulunan en başarılı kısma, hava durumuna. Yarış sırasında bir anda çiselemeye başlayan yağmur arabanızın kontrolünü bir hayli güçleştiriyor ve ilk fırsatta pite girip en uygun lastikleri takmak için can atıyorsunuz. Çiselemek bir nebze de, eğer ağır sağanak yağmurda yarışmak durumunda kaldıysanız işiniz gerçekten zor. Sağanak yağmur sırasında düz yolda bile arabanızın kontrolünü kaybetmeniz mümkün oluyor. Oyundaki bu dinamikleri keşfetmek ve nerde ne yapacağınızı öğrenmek oldukça uzun bir zaman alacaktır muhtemelen.

11

Aracımızı kokpit kamerasından kullanmak daha gerçekçi bir atmosfer sağlıyor.


Gelelim teknik detaylara

F1 2016’yı incelerken, MSI sponsorluğunda MSI GT72S 6QE Dominator Pro G kullandık. Daha detaylı söylemek gerekirse sistemimiz, NVIDIA GTX 980M, 16 GB RAM ve Intel Core i7-6820HK donanımlarından oluşuyor. Çok daha detay istiyorsanız, sizleri şu sayfaya alabiliriz. Peki, bu cihaz ile nasıl bir performans aldık? Hemen söyleyelim, oyun tüm ayarlar en yüksekteyken, oynanış anları sırasında 60 FPS verebiliyor. Sinematik sahnelerde ise 40 FPS değerini görebiliyoruz. Performans bu açıdan pek sıkıntılı görünmüyor ve grafikler de zaten en yüksekte olduğu için, F1 2016 tam olarak gözümüze hitap eden bir oyun oluyor. 

F1 2016’nın fiziklerine baktığımızdaysa genel anlamıyla yeterli, ancak fazlasını sunmayan bir yapı görüyoruz. Eski yarış oyunlarında gördüğümüz hasar çeşitlilikleri bu oyunda yer almıyor ve açıkçası benim tek dikkatimi çeken detay tekerleklerin kopması oldu, bunun dışında çok da fazla bir çeşitliliğe rastlamadım. Seslere baktığımızdaysa o aklımıza kazınan motor seslerinin dolgun bir şekilde kulağımıza geldiğini ve telsiz konuşmalarının, diyalogların oldukça başarılı hazırlandığını söylemeden geçmeyelim.

F1 2016

Pit bölgesinde vereceğimiz her karar oyuna direkt etki ediyor.


Ne kadar ekmek o kadar köfte demişler!

Oyunun ne kadar zorlu bir deneyim sunduğundan daha fazla bahsetmeme gerek yok diye düşünüyorum ama o pratik süreçlerinin, sıralama turlarının ardından, özellikle de alt klasmanda bir yarış takımıyla, asıl yarışta podyuma çıktığınızda verdiğiniz emeğin karşılığını görmek muazzam bir keyif veriyor. Uzun süredir bir yarış oyununda 3. Olduğuma bu kadar sevinmemiştim, hoş 8. olup puan aldığımda da aynı heyecanı yaşamıştım ama olsun. Açıkçası oyunun sunduğu Formula 1 deneyimi kesinlikle takdire şayan. Geçtiğimiz sene her ne kadar başarılı bir oyun olsa da oyun modlarının azlığı ile çok çabuk sıkıcı hale geliyordu. Yine de daha önce oyuna ekledikleri efsaneler modunu bu oyunda görmeyi ben şahsen isterdim.

Benim bu konuda kişisel görüşüm artık Formula 1’in de bütçesinin kısılması oyun sektörüne de yansımaya başlamış durumda. İlerleyen yıllarda Formula 1’in ve oyunlarının akıbeti ne olacak bilinmez ama bizim gibi Michael Schumacher’larla büyüyüp Senna’ları araştıran bir dönemin içinde, her zaman o mükemmel arabaları kullanma hevesi olacaktır. O yüzden geleceğe umutla bakmak istiyorum, belki bu tarz içerikleri ek paket olarak sunarlar ama buna sevinmeli miyim üzülmeli miyiz bilemiyorum. He bir de unutmadan oyunun Atölye desteği olduğunu ve bu kısmın oldukça umut vadettiğini de belirtmek istiyorum.

Oyunu genel olarak özetlemek gerekirse Formula 1 ruhunu ve zorluğunu bilgisayar ekranlarında gayet başarıyla sunan bir yapım olmuş F1 2016. Dikkat edilmesi gereken bir kısım bana göre oyunu severek zevk alarak oynamayı düşünüyorsanız, bir direksiyon seti edinmeniz gerektiği. Kontrolcü ile oynamak da oldukça keyif veriyor ama kesinlikle klavye bu konuda çok zorlayıcı oluyor. Modlarının azlığı ve kişiselleştirme seçeneklerinin sınırlı olması dışında oyun gerçekten harika olmuş. Sizde benim gibi Formula 1’e oldukça ilgiliyseniz, bu canavar arabaları kullanmayı merak ediyorsanız ve elinizde direksiyon seti bulunuyorsa kesinlikle F1 2016’yı edinmelisiniz.

msi-gaming_msi_logo-horizontal-black-cmyk-987x356mm_300dpi

[inceleme]

Yorumlar (0)

Bir Cevap Yazın