Engin Ardıç ile Sabah saçmalamacası

Engin Ardıç ile Sabah saçmalamacası

Engin Ardıç, saldıracak bir yer daha buldu.

Günümüz sektörleri arasında önemli bir yere sahip olmaya başlamış oyunlar, yavaş yavaş Engin Ardıç ve aynı kafayı taşıyanların da zoruna gitmeye başlamış gibi görünüyor.

Geçtiğimiz gün, yani 16 Şubat 2020 Pazar günü Sabah’ta yayımlanmış, “Mal yetişkinler” şeklindeki başlığı ile boş içerik olan yazı, cevapsız kalmamalıydı elbette.

Çünkü, yazı başlığı itibari ile tamamen hakaret dolu. Yazının başlığında ve içeriğinde mal, salak ve benzeri ithamlar mevcut.

Şimdiye kadar birçok yazının altında imzası bulunan bu eleman, kendi yaşıtlarına, “Ulan ya, bu adamı çok seviyorum, hep haklı ha!” dedirtebilmek için bir şeyler zırvalamış.

Türkiye’de 32 milyon oyuncu olduğuna değinen Engin Ardıç, aynı zamanda sektörde 826 milyon doların döndüğünden de bahsetmiş.

Bahsettiği paralar, koca bir hiç aslında sektörün yanında. Çünkü, 2018 yılında bile 135 milyar dolar kazandırmış bir sektör var ortada.

2017 yılında 116 milyar dolar kazandırmış olduğundan da bahsetmekte fayda var.

2021 yılında ise 180,1 milyar dolar kazandırması bekleniyor.

Oyun sektörü, bahsedilenden çok daha büyük

Bu sektör sayesinde evine ekmek götürebilen gerçekten çok fazla insan var ve buna bile saygı duymayan birinden bahsediyoruz burada.

55-60 yaş ve üstünün sonuna kadar inandığı komplo teorilerinden bahsederek de, kendi yaşıtı olanları iyice kendisine çekmeye çalışmış. Başarıp başarmadığını bilemeyeceğim, o kadar moron yoktur muhtemelen. Yani, umarım.

Günümüz e-spor adı verilen alanı da telefondaki oyunlar olduğunu zannediyor olması bir tık üzmedi değil.

Anlaşılan dersine pek çalışmamış olan bu ağabeyimiz, aslında kendi yaşıtlarının da bunları yaptığını bilemeyecek kadar da cehalet sahibi.

Suçu günümüz çocuklarına ve ergenlerine yığmaya çalışan Engin Ardıç, bilinen ilk oyun yarışmasının 1972 yılında, Spacewar ile gerçekleştirildiğinden bihaber.

Bu yarışma, Stanford Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Yani, bu yarışmaya katılanların yaş ortalaması 20-24 arası olmalı.

Kendisi de 1952 doğumlu birisi. Yani, yolda görse elini öpüp, “Ağabey!” diyeceği insanlar bile bu bilinen ilk yarışmada yer alıyordu.

Ayrıca, özellikle altını çizmek istiyorum bir noktanın. Bilinen ilk yarışmadır bu. Yani, daha öncesinde düzenlenmiş olan yarışmaların olması da söz konusu.

Türkiye’de ise, 2003 yılında Dark Passage ekibi kuruldu, ilk e-spor takımı olarak.

Fakat, o zamana kadar yine internet kafelerde bol bol olmasa da yarışmalar yapılırdı.

Resmi olmasa da, arkadaşlar arasında bile turnuvalar düzenlendiği bilinen gerçekler arasında.

İnternet kafe dönemine denk gelip de bu gerçeği inkar edecek insan evladı olacağını sanmıyorum.

Kurbağa kafası patlatmaktan kastı tam olarak hangi oyun bilemeyeceğim, Frogger değildir muhtemelen çünkü oradaki amaç kurbağa kafası patlatmak değildi.

Video oyunlarındaki işin nereden çıktığını öğrenmek isteyen bir bireyin ilk bakması gereken yerin Pong olması gerektiğini de bilmiyor gibi görünüyor.

Neyse, en azından sadece biz oyunculara sallamamış. Aynı zamanda dizi, film sektörüne de yapıştırmış.

Acaba hangi genç, “O zamanlar filmleri kaç bölümde oynatıyorlardı?” dedi, insan merak ediyor.

Kim böyle söylediyse çıksın ortaya, cidden kızmayacağım.

Film ile dizi arasındaki farkı bilmeyen bir birey olduğuna gerçekten inanmıyorum.

Kendisine veya dışarıdan herhangi bir bireye yöneltilen, “Televizyon yokken ne yapardınız?” sorusuna da, “Radyo dinlerdik evladım.” demesi gerçekten çok komik.

Çünkü, radyo dinlemek, televizyon izlemekten aşırı farklı. Öyle böyle değil.

Kendisinin deyimi ile mal ergenlerin ve mal yetişkinlerin oynadığı oyunları da yazısında listelemiş.

Elbette, oyun dünyasının bu kadardan ibaret olmadığının da farkındadır.

Engin Ardıç tarafından listelenen oyunlar:

  • Zula
  • Tactic Force
  • Mount and Blade
  • Conatium (Adını bile araştırmamış)
  • Kafa Topu
  • Fun Race
  • Remnants of Naezith
  • Doughlings Invasion
  • Tartarus
  • Subway Surfers
  • My Talking Tom

Hadi, radyo dinleyip, bunu televizyon izlemekten çok farklı bir şeymiş gibi dile getirmesini bir yana bırakıyorum.

Acaba hayatında hiç mi kağıt atmadı?

Eğer tutup da, “Ben hayatımda hiç masa oyunu oynamadım ki.” derse en güzel tarafımla güleceğimden emin olabilir.

Adım kadar eminim ki, bunları diyen bir kişi, aynı zamanda, “Biz çocukken sokakta saklambaç oynardık. Ah, ne günlerdi be…” der ve iç geçirir.

Bahsini ettiği oyunların sürekli olarak şekil değiştirdiğinden de bihaber.

Bir saklambaç tek başına oynanmaz belki ama Mount and Blade’i tek başına oynayabilirsin.

Bir satranç tek başına oynanmaz belki ama Age of Empires tek başına oynanabilir.

Benim eğlenmem için bir başkasına ihtiyacım neden olsun ki? Hem de böylesine aptalca bir hal almaya başlamış, suç ve suçluların fink attığı kirli dünyanızda.

Bizden önceki nesil olarak, insanlığı kaybetmiş varlıkların var olma sebebi de sizsiniz.

Eğer biz stres atmak, sakinleşmek, kendimizi dinlemek için video oyunlarına veriyorsak kendimizi, bu sizi yormamalı. Yoruyorsa da, yorgunluğun tadını çıkarın.

Oyun neden oynanır?

Oyun oynamak, her zaman farklı farklı amaçlar için gerçekleştirilmiş bir şeydir.

Çocuklar eğlenir ve zaman geçirir. Bu hem sokak, hem masa, hem de video oyunları için geçerli bir durumdur.

Sigara dumanından göz gözü görmeyen kahvelerde kağıt atmaya giden yetişkinlere ne demeli?

Sigara içmeyen biri bile sigaranın dibine vurmuş gibi oluyor.

Ortamda dönen kalitesiz yalanlara maruz kalmaları da cabası.

Bunu, sırf iş streslerini üstlerinden atmaya ya da zaman geçirmeye, o günü atlatmaya yapıyorlar.

Satranç gibi oyunları oynayanlar da zeka geliştirmek için oyunu oynuyor.

Bunun da telefon ve bilgisayar versiyonları var ve tek başına bile oynanabiliyor.

Yani, senin dışarıda sunabileceğin şeyleri, ben evimden çıkmadan, PC veya telefon başında çok rahat ve akıllı olarak, dışarıdaki alternatiflerine göre daha güvenli bir şekilde gerçekleştirebiliyorum.

Bütün bunları yaparken sinir, stres, dert, tasa da kalmıyor.

Eğleniyorum, gülüyorum, kendime enerji katabiliyorum. Hayatımdaki çöküşleri çok daha rahat atlatabiliyorum.

Çünkü, sırtından bıçaklama potansiyeline sahip olan insanlara ihtiyacı kalmıyor kişinin.

Elbette herkes birinin sırtından bıçaklar diyemiyorum ama, “Sen de mi Brütüs?” sözü var, eminim duymuşsunuzdur.

Benim anlatmaya gücümün yetmeyeceği çoğu şeyi fazlasıyla anlatabilecek bir söz.

Ne yapalım üzülünce? Alkole, sigaraya, uyuşturucuya mı verelim kendimizi? Oturup saatlerce ağlayıp kendimizi iyice mi mahvedelim?

Günümüzde, insanlar sevdiklerine bile sanal dünyada can verebiliyor. Onunla özlem giderebiliyor. Onu, yine görebiliyor.

İnsanların birbirleri ile yüz yüze değil, telefondan veya PC üzerinden iletişime geçmesi de canını yakmış görünüyor.

Bu, sadece bir tercih. Eğer sen dilersen, sevdiğinin yanına gidebilir ve onlarla yüz yüze görüşebilirsin.

Merak etme, biz de sadece telefondan veya bilgisayar aracılığıyla konuşup öylece salmıyoruz.

Buluşmalar ayarlıyor, fırsat kolluyor ve özlem gideriyoruz.

Dünyayı ve insanları anlamayı beceremediği halde yorum yapanları kim, niye dinler, gerçekten anlamıyorum.

Ayrıca En yeni haberler için Facebook, Twitter ve Google Haberler üzerinden Leadergamer'ı takip edebilirsiniz.