Menü
https://leadergamer.com.tr/rekabet-kurumu-sony-eurasia-sorusturma/

Cuphead

Yapımcı StudioMDHR Entertainment Inc.
Dağıtımcı StudioMDHR Entertainment Inc.
Tür
Çıkış Tarihi 29 Eylül 2017
Cuphead , Popüler 1 Ekim 2017 19:15

Cuphead İnceleme

O uzun bekleyiş, artık sona erdi.


Hayattan bezmek gibi bir hedefiniz olmuş muydu daha önce hiç? İncelememe başlamadan önce sormam gereken soru bu, çünkü Cuphead, bu sorduğum soruya vereceğiniz yanıta göre zevk verecektir sizlere. Eğer ki soruma vermiş olduğunuz cevap, “Evet!” ise, bir an önce incelememin devamını okumaya başlayabilir ve Cuphead ile sunulan zorlu patron kapışmalarının bana neler çektirdiğini öğrenebilirsiniz. Ayrıca, eğer cevabınız, “Aman ya, kalsın.” gibi olumsuz bir şey olduysa, yine devam edebilirsiniz. Çünkü, sormuş olduğum soru oyun hakkında olumsuz bir şey değil aslında. En iyisi ben bunu uzun uzun aşağıda anlatayım.

Cuphead

Cuphead nedir?

Sorulması gereken ilk sorunun bu olduğunu düşünüyorum. Cuphead, bizlere o eski çizgi film aromasını tattıran teması ile bizleri zorlu bir evrene sürükleyen oyun. Başta patron savaşları olmak üzere, platform bölümleri ve küçük oyunların bulunduğu bölümler, oyun içerisinde bizleri karşılıyor. 29 Eylül 2017 tarihinde oyuncuların beğenisine sunulan oyunun yapımcılığını da, StudioMDHR Entertainment üstlenmiş.

Sadece Xbox One ve PC platformlarında bulunan Cuphead, bizleri ilginç bir hikaye ve gerçekten çok tatlı bir şekilde tasarlanmış olan karakterleri ile karşımıza çıkıyor. Sizi her ne kadar deli etse de, geliştirici ekibin yaratıcılığını buram buram hissedebildiğiniz o gıcık patronlardan bile nefret etmek mümkün değil. Sadece düşmanlar da değil, sesler ve seslendirmeler de en az karakter dizaynı kadar muhteşem yapılmış. İncelememin gerekli yerlerinde, bahsini etmiş olduğum içerikleri neden beğendiğimden söz edeceğim zaten, o yüzden burada açıklamaya gerek yok.

Cuphead, bizlere nasıl bir oynanış sunuyor?

Şimdi, Cuphead‘in sunmuş olduğu oynanış hakkında çok fazla bir şey söylemek mümkün değil. Bu sebeple, çok uzun uzun anlatabileceğim bir oynanış inceleme kısmı beklememeniz gerektiğini belirtmek istiyorum. Oyunun, oyuncusuna sunmuş olduğu oynanışa gelecek olursak, hemen başlayayım anlatmaya. Öncelikle, hikaye demiştim, ondan söz edeyim, zaten fazlasıyla kısa.

Ana karakterlerimiz olan Cuphead ve en yakın dostu Mugman‘in hikayesi, şeytanın, bu iki dostun ruhunu almaması için, kötülerin ruhlarını almalarını işliyor. Contra‘yı hatırladınız mı? Hani şu 90’larda ve 2000’lerin başlarında evlerimize misafir olan, halk arasında, “Atari” olarak adlandırılan, 1000’lerce oyunu tek bir kaset içerisinde bulduğumuz konsoldaki en sık oynanan oyunlardan biriydi, hatırlarsınız. Cuphead‘in oynanışı olarak, Contra‘yı örnek gösterebilirim. Tabii, tamamen benzemiyorlar birbirlerine.

Cuphead

Anladık hikayesini falan, oynanışa gel artık.

Tamam tamam, hemen devam edeyim. Ben oyunun tek kişilik modunu oynadım, bu yüzden tek kişilik tecrübelerimden bahsederek anlatacağım. O eski çizgi filmlerin tadındaki oyunda bizleri birden fazla çeşitli bölümler bekliyor. Tabii, genel olarak, oyun patron savaşlarına odaklı. Hatta görebildiğim kadarıyla, bütün patronların birden fazla aşaması bulunuyor ve her aşamada birbirinden farklı yetenekleri ile bizlerin karşısına çıkıyor. Örnek olarak, oyunun ilerleyen aşamalarından ziyade, erken aşamalarında karşımıza çıkan kurbağalardan bahsedeyim. İlk aşamada, kurbağalardan biri bizlere ateş atıyor, diğeri ise alev alev yanan arılar atıyor. 2. aşamada, uzun boylu kurbağa bir yelpaze görevi görerek bizi geri itiyor, diğeri ise yine bize seken bir şeyler fırlatıyor. 3. aşama can sıkıcı açıkçası ve asıl insanı deli eden kısım. Kurbağalar bir slot makinesine dönüşüyor ve bizlere türlü türlü tuzaklar gönderiyor.

İşin kötü kısmı, bütün patron savaşlarında böyle çoklu aşamalar ve zorlu çarpışmalar bulunuyor. Yani, tam olarak kötü değil tabii ki, lafın gelişi kötü. Yoksa, geliştirici ekibin bu denli zorlayan ve eskilerin, “Yenilen pehlivan güreşe doymazmış.” lafını hatırlatan patronlara saygım sonsuz. Uzun süredir aradığımız o eski zor oyunlara geri dönüyor gibi hissedebilirsiniz. En azından ben eskilere döndüğümü söyleyebilirim ve bu gerçekten muhteşem bir tecrübe oldu.

Oynanış sadece patron savaşlarından ibaret değil dediler bize?

Öyle zaten, merak etmeyin. Sadece patron savaşları yok oyunda. Geliştirici ekip, yelpazeyi biraz daha geniş tutmuş. Platform bölümleri de var oyunda ve açıkçasını sorarsanız, patron savaşları kadar zor değil. Aslında yine de zor, ama bir patron savaşı zorluğu barındırmıyorlar. Kolay olmalarının yanı sıra, bir de size paracıklar kazandırıyorlar, ki bu paracıklar ciddi anlamda önemli bir yere sahip oyun içerisinde. Paracık dediğim şeyler oyunda coin adıyla geçiyor işte, paracık demek daha güzel geldi.

Bu, patron savaşlarına göre daha kolay olan bölümlere girdiniz diyelim ve paracıkları toplayıp bölümü bitirdiniz. Kazandığınız bu paracıklarla neler yapabileceğinizi merak ediyorsunuz değil mi? Çeşitli yetenekleri satın almanıza yardımcı oluyor bu paracıklar. Bu yeteneklere, 1 tane fazladan can veren özellik, düşmanı takip eden mermiler, bumerang gibi gittiği yerden dönen mermiler gibi örnekler verilebilir. Oyun tarzınıza göre yeteneklerinizi yönetebilir ve düşmana kafa tutabilirsiniz.

Cuphead

Bu kadar mı yani?

Yok yahu, devamı da var. Oyun içerisindeki zorluk seçeneklerinden bahsetmedim mesela henüz, hemen onlara değineyim. Simple ve Regular olmak üzere 2 farklı zorluk bulunuyor. Simple, yani kolay zorluk, ciddi anlamda çok kolay. Eğer kazanırsanız Simple zorluk ayarında, yolunuz açılıyor, fakat ruhu toplayamıyorsunuz ne yazık ki. Ayrıca, patron savaşının gerçek kapasitesini de göremiyorsunuz maalesef. Eğer patronun nasıl bir şey olduğunu öğrenmek için Simple zorluk modunu deneyecekseniz ilk, kesinlikle patronun yarı gücünü bile göstermediğini söyleyebilirim.

Regular zorluk ise, tam o eski zor oyunları arayan oyuncular için yapılmış bir zorluk. Her patron savaşı, tam bir mermi cehennemine dönüyor. Neyin nereden geldiğini veya gittiğini anlayamıyorsunuz. Savaştığınız patron, bütün gücünü size karşı sergiliyor. Buna, Simple zorluk modundakine göre daha fazla ateş, daha fazla yetenek de dahil. Zorluk ayarına Regular demişler, fakat bu bildiğiniz Hell. Eğer bir şekilde Regular zorluk ayarında kazanmayı başarırsanız, hem yol açılıyor, hem de patronun ruhunu toplamış oluyorsunuz. Topladığınız bu ruhlar ile, bir sonraki bölüme geçebiliyorsunuz.

Ses ve seslendirmeler ne alemde?

Açıkçası, oyunun en çok hoşuma giden yerlerinden birinin bu olduğunu söyleyebilirim. Adamlar ciddi ciddi ses ve seslendirmeler mevzusunda çok fazla uğraşmış veya en azından öyle hissettirmeyi başarmış. Cuphead tarafından sunulan grafikler, zaten sizlerin de bildiği üzere, o eski çizgi filmleri anımsatan bir kıvamda. Cuphead‘in daha giriş sahnesinde bizleri karşılayan müzik bile, fazlasıyla o temayı hissettirmeye yetiyor.

Geliştirici ekibin, Cuphead oynarken bizleri oyunun dünyasına sürükleyen sesler konusunda da bayağı emek vermiş olduğunu söylememde fayda var. Kullandığımız karakterin ateş ederken çıkardığı parmak şıklatma sesi bile, oyunun aslında ne kadar oyun veya çizgi film olduğunu hissettirmeyi başarıyor. Temasına baktığımızda gerçekçilikten uzak bir oyun olduğunu görebiliyoruz zaten. Oyun içi sesler de, sahip olduğu temayı fazlasıyla destekler niteliklere sahip ve kesinlikle bu durumun özellikle benim çok hoşuma gittiğini söyleyebilirim.

Cuphead

Grafikler, optimizasyon falan nasıl olmuş?

Cuphead konusunda grafikler dediğimizde, aklıma ilk gelen şey, geliştirici ekibin ellerinin öpülmesini düşündüren karakter dizaynı. Patronlar olsun, mini oyunlar olsun, platform bölümlerindeki önemsiz karakterler olsun, gerçekten müthiş tasarımlara sahipler. Zaten Cuphead ve en iyi dostu Mugman, apayrı bir başlıkta anlatılır bu konuda. Bölüm tasarımlarının bizleri bir gemiye, bir bahçeye, bir müzeye sürüklediğini hissettirmesi de gerçekten güzel bir detay olmuş. Yani, aslında böylesine bir oyunda asıl odak noktası patronlar değil midir? Arka planda bulunan bölümlerin tasarımları da, en az patron savaşları kadar önemsenmiş, ki bu gerçekten güzel bir artı.

Optimizasyon konusunda zaten pek bir şey dememe gerek olmadığını düşünüyorum. Çünkü, zaten Cuphead‘in minimum sistem gereksinimleri Intel Core2 Duo E8400, 3.0GHz işlemci, NVIDIA Geforce 9600 GT ve 2GB RAM. Bu sistem özelliklerine sahip olan bilgisayarlar da, zaten 5-10 yıl öncesinde kaldı. Günümüz bilgisayarlarının fazlasıyla yeterli olacağına adım gibi eminim, ki zaten yetmezlerse utansınlar. Optimizasyon konusu, kesinlikle Cuphead konusunda kafanıza takmanız gereken son şey olmalı diye düşünüyorum.

Sonuç be peki? Alalım mı, ne dersin?

Cuphead‘in Steam üzerindeki fiyatına göz gezdirdiğimde, oyunun fazlasıyla uygun bir fiyata satılmakta olduğunu görüyorum. Eğer benim fikrimi soracak olursanız, oyun 31 TL‘yi fazlasıyla hak ediyor. Hatta, eğer 50-60 TL civarı bir fiyat etiketine sahip olsaydı, yine kesinlikle almanızı önerirdim. Ayrıca, Humble Bundle üzerindeki fiyat etiketi de gayet uygun. Gözleriniz o eski zor oyunları arıyor, fakat etrafta ne yazık ki istediğiniz tarzda oyun bulamıyorsanız, incelememe konuk olan Cuphead‘e kesinlikle bir şans vermeniz gerektiğine inanıyorum. Eğer eski zor oyunları aramayanlardan biriyseniz, oyunu yine kesinlikle öneririm. Herkesin, ama herkesin oynayıp denemesi gerekli bu yapımı.

Oyunları İncelediğimiz Bilgisayar

Oyunları PC üzerinde incelediğimiz zaman Casper Excalibur E800 kullanmayı tercih ediyoruz. Casper Excalibur E800, Intel Core i7-7700K işlemcisi ve Z170A Tomahawk anakartı ile bizlerin elinde bulunuyor. Ayrıca RAM olarak 32GB DDR4 2666 MHz, HDD ve SSD olarak da 2TB Sata (7200 RPM), 256 GB SSD kullanıyoruz. Casper Excalibur E800 içerisinde bulunan ekran kartı ise tabii ki 8GB NVIDIA GTX1080.

Cuphead

PUAN: 9 /10
Yapımcı

StudioMDHR Entertainment Inc.

Dağıtımcı

StudioMDHR Entertainment Inc.

Tür

, ,

Platform

PC, Xbox One

  • Eğlenceli oynanış.
  • Aranan zorluk.
  • Müthiş müzikler ve sesler.
  • Şirin karakter dizaynları.
  • Mükemmel bölüm tasarımları.
  • Bazen aşırı sinir bozucu olması.

Zevkiniz ne olursa olsun, en azından 1 kez denemeniz gereken yapımlardan biri.

Alper Dalan Editör