Menü
https://leadergamer.com.tr/monster-hunter-world-beta-oynandi/
Grand Theft Auto V , Mafia III , NBA 2K18 20 Ocak 2018 18:11

Video oyunları ile hatıra defteri: Bir oyun için yanıp tutuşmak (Bölüm 3)

Açık dünya oyunlarının peşinde…


Herhangi bir oyunu, bir an önce oynamak için yanıp tutuştuğunuz oldu mu hiç? Oyundan ziyade, farklı bir türde oyunları oynamak için bilendiğiniz olmuşsa, baştan söyleyeyim, yorumlara yazın, ben de konuyu biraz daha açayım. Garip bir tabir gibi gelebilir, bilenmek belki, ama şöyle bir düşünün. Mesela bir strateji, bir spor oyunu, bir FPS oyunu, hiç olmadık zamanda, oynanmazsa olmaz bir kıvama gelmedi mi hiç? Yeni çıkan, o sırada herkesin yoğunlaştığı oyunlardan bahsetmiyorum. Sonbahar döneminde piyasaya sürülen ve sonbaharda oynanan oyunlar da değil kastettiğim. Uzun süre önce çıkışını gerçekleştiren, beğenilen, sevilen, oynanan, oyunların, yeniden oynama isteği veya aynı tür oyunlara duyulan özlemi anlatmak istiyorum. Örnek olarak futbol maçı seyredip FIFA veya Pro Evolution Soccer serisi açmak gibi, The Elder Scrolls V: Skyrim videosu izleyip The Witcher 3: Wild Hunt oynamayı istemek gibi. Niye uzattım ben anlatmak istediğimi, şöyle özetleyeyim, tam olarak böyle bir oyun bilenmesi günleri yaşadım, geçtiğimiz hafta. İçimden Grand Theft Auto V benzeri bir oyun oynamak geldi. Buraya kadar bir sorun yok ama ne oynayacağıma karar vermek gerçekten meseleydi.

Yılın değişik zamanlarında, bana olur böyle aslında. Kısaca örnek vereyim yine, geçen sene, bir ara gerçek zamanlı strateji oyunu ihtiyacı çekip, ilk Starcraft oyununu oynamıştım. İlk iki ırkı bitirip, son ırka geçtiğimde geçmişti hasretim. Bahar aylarında, nereden estiyse FPS hasretim tutmuş, birkaç farklı oyunla sonuç alamayınca, Call of Duty serisinden 4-5 farklı oyunu bitirmiştim. Yaz dönemine doğru, The Legend of Zelda: Breath of the Wild haberleri, aldığı puanlar merakımı arttırınca, The Witcher 3: Wild Hunt oyununa ait eklenti paketlerini tecrübe etme ihtiyacı hissetmiştim. Son olarak da Horizon Zero Dawn’ı bitirmemin ardından, açık dünyada geçen ama daha teknolojik silahları barındıran bir oyun aradı gözlerim. Temelde Grand Theft Auto V oynamak istiyordum ama bitirdiğim bir oyunu yeniden oynamak istemedim ve aklıma üç seçenek geldi.

Unrect İnceleme

Video oyunları ile hatıra defteri: Bir oyun için yanıp tutuşmak

İstemek kolaydır da her zaman bulmak o kadar basit olmuyor. Grand Theft Auto V, hâlâ çok satan bir oyun. İşin sıkıcı tarafı, oyunun benzerleri, başarısının yanına dahi yaklaşamıyor. Tabii ki iyi, yüksek bütçeli, sağlam çalışmalar vardı listede. Açık dünyada, araç süreceğim ve oynamadığım, 3 büyük yapım da mevcuttu. 2016 senesinin son aylarında çıkan ve oynamaya bir türlü fırsat bulamadığım 3 büyük, açık dünya konseptine sahip, araç sürülebilen, silah kullanılabilen oyunlar şunlardı. Mafia III, Watch Dogs 2 ve Final Fantasy XV. İşin güzel tarafı, oynamayı düşündüğüm PlayStation 4 konsolum için kış indirimleri gelmişti ve her biri 50TL civarında bir fiyata sahipti. Mahmut Tuncer’in “Helva Yapsana,” dediği şarkısı misali, ne duruyorsun, haydi oynasana, dedim, kendi kendime. Aynı anda üç tanesini oynayamayacağımdan düşünmeye başladım, acaba hangisini seçmeliydim? Grant Theft Auto V konseptine en yakın oyunu tercih ettim ben de, üstelik ücretsiz deneme sürümü mevcuttu.

Watch Dogs 2 idi tercih etiğim oyun. Açık dünyadaydık, şehirdeydik, araç kullanıyor ve teknolojik silahlara sahiptik oyunda. Grafikler hiç de fena değildi. Araç sürüş mekanikleri idare ediyordu. Üç saatlik deneme sürümünü indirmiştim. Beğendiğim takdirde, oyunu sadece tam sürüme çevirmek için ödeme yapmam yetecekti. Ayrıca, Watch Dogs 2, olumlu eleştiriler almıştı. Sonra ilk göreve başladım. Ben araç kullanıp, ana ve yan görevlere bir an önce başlamak istiyordum ama ilk görev, tamamen gizlilik üzerine kurgulanmıştı. Olsun dedim, oyunu öğretiyor. Hack mekaniklerinin, oyunun temel farklılığı olduğunu biliyordum tabii. Bölüm tam bitti derken, kaçış sahnesi başlayınca biraz hevesim kaçmıştı. Gizlilik işine girmeden, paldır küldür kaçarak bölümü geçtim. Hikaye videoları ile olayların anlatılmasının ardından açık dünyaya kavuşmuştum. Tamam dedim, bu oyun oynanır.

Gel gelelim, birkaç kısa görev sonrasında gittiğim ana görevde koptu ipler. 3 saatlik deneme sürümünü oynuyordum, sürem azalıyordu. Köprünün üstü gösteriliyor, depo benzeri alandaki adamları temizlemem gerekmekteydi. Ateşli silahlarla hiç şansım olmuyordu yine. Hack mekaniklerini kullanarak, birkaç denemenin ardından olayı çözmek istedim ama bir aracı kaçırıyordum hep. Bazı yerlerde takılmalar da yaşadım. Tam adamları temizledim derken, kontrol ettiğim karakter, kamyonun arasında sıkışınca bölümü baştan başlattım. İyiden iyiye midem bulanmıştı. Açık dünyada, bu derece gizlilik ögeleri değildi isteğim. Belki farklılık oluşturuyordu Watch Dogs 2 için ama benim hayalini kurduğum bu değildi. 3 saati bitirmeden oyunu üzülerek sildim.

Video oyunları ile hatıra defteri: Bir oyun için yanıp tutuşmak (Bölüm 3)

Geriye kaldı 2 seçenek.

İki seçeneğim kalmıştı, evet. Mafia III daha idealdi ama çok sayıda olumsuz eleştiri almıştı. Zaten o eleştiriler olmasaydı, yıllardır beklediğim Mafia III’ü çoktan oynamış olurdum. Yine aklıma eleştiriler gelince Final Fantasy XV tercihini kullanmak istedim. Oyun hakkında fazla bilgim yoktu. Serinin eski oyunlarını oynamamıştım ama birbirlerinden bağımsız olduklarının bilincindeydim. Birkaç inceleme yazısı okuyunca, neden oynamıyorum diyerek, Final Fantasy XV kurulumunu gerçekleştirdim. Tam olarak hayalimdeki oyun olmadığını kabul ediyorum. Horizon Zero Dawn iyi bir etki bıraktığından biraz onunla karşılaştırdım. Deneyerek çözerim dedim ama o da olmadı. Oyunun ilk görevlerinden keyif de aldım ama araba sürüşü beklediğim gibi olmayınca, zamanımı harcamak istemedim. Biraz karmaşık bir yapısı vardı. Kötü değildi, teknik sorunlarla da karşılaşmadım ama istediğim bu değildi işte. Aniden kararımı vererek Final Fantasy XV’i sistemimden sildim ve Mafia III tercihine doğru ilerledim.

Mafia III, aslında aradığım türe en yakın oyun olmakla birlikte, çok eleştiri aldığını yukarıda belirttim. En büyük sıkıntısının, tek düze ilerleyişi olduğu söyleniyordu hep. Düşününce, aradığım oyun da fazla karışık olmayan, araç sürülen, silah kullanılan bir oyundu. Mafia III, bu tanımlamaya en çok uyan seçeneğimdi ama diğer iki oyunun aldığı övgüler göz önüne alındığında, en arka planda kalmıştı. Oyuna başladım, hiç de fena olmayan başlangıç bölümlerini geçerken tamam budur dedim. Çatışma anları, saklanma mekanikleri, vuruş hissiyatı tatmin edici seviyedeydi. Seçeneklerim de bittiğinden Mafia III ile yoluma devam edeceğim anlaşıldı. İşin kötü tarafı, bu arayış halindeyken, açık dünya aksiyon oyunlarına dair hevesim biraz kaçtı. Oyuna devam edeceğim, ilerleyen kısımlarda nasıl olacağı, daha iyi anlaşılacak ama şimdilik idare ediyor diyebilirim. Özlediğim konsepte kavuştum sayılır.

Video oyunları ile hatıra defteri: Bir oyun için yanıp tutuşmak (Bölüm 3)

Arayışla geçmemiş olması lazım tüm zamanın.

Eskiden beri, devamlılığı olan bir oyun listemde bulunur, oynarım, bittiğinde silerim ama bu oyunu oynarken, sisteme yüklü, her gün oynadığım başka oyunlarım da bulunur. Genelde, zamanına göre Fifa ya da Pes serisi olabilirdi bunlar ve basketbol tutkumdan ötürü NBA Live ya da NBA 2K serileri. Bazen ise araba yarışları gibi oyunlar. Açık dünya aksiyon oyunu ararken, Fifa 18’den biraz sıkıldığım için NBA 2K18 ile devam ettim. Oyunun My Team modundaki ilerleyişimi sürdürdüm. Bilmeyenler için Fifa serisindeki Ultimate Team benzeri olan mod ile kartlardan çıkan oyuncuları yönetiyoruz. Birkaç senedir, My Team modunun tek kişilik bölümleri de bir hayli vakit harcatır hale geldi. Tüm NBA takımlarını ve sonrasındaki All Star karmalarını yenerek ilk etabı bitirmiştim. Klasik NBA takımlarından oluşan bölüme devam ettim. Gerçekçi oynanışıyla vakit harcatmayı sürdürüyor. Sene boyunca da muhtemelen devam edeceğim NBA 2K18 oynamaya ve takımımı güçlendirmeye. Diğer NBA 2K18 oyun modları da sırada bekliyor.

Bir diğer oynamayı sürdürdüğüm oyun da Star Wars Battlefront II oldu. Tamamını geçmediğim tek kişilik senaryo modunu bitirirken, eklenti paketiyle 3 yeni bölüm gelmişti. Bir yandan senaryo kısmını hallettim, diğer yandan, Star Wars Battlefront II için ana mod diyebileceğimiz çevrim içi bölümlerde bol bol yenildim. Oyundaki eşitsizlik devam ediyor. Karakterinizi tam geliştirmediyseniz ve benim gibi bir o oyunu bir şu oyunu deyip, Star Wars Battlefront II’ye yoğunlaşmadıysanız, işiniz zor oluyor. Oyun, oynandıkça, paketler vasıtasıyla destek veriyor ama hemen yetişemedim ben açıkçası. İyi puanlar aldığım savaşlarda bile son sıralarda yazıldı adım. Sıralamayı kafaya takmayanlar için eğlenceliydi aslında. Topyekûn savaş hissiyatını en iyi veren firmalardan biridir DICE çünkü. Geçtiğimiz sene de Battlefield 1 ile onlarca saatimi çalmıştı DICE. Battlefield 1 demişken, oyunun 3. eklenti paketindeki Çanakkale Savaşı haritalarını da denedim geçtiğimiz haftalarda. Uzun süredir bekliyordum ama oyun yoğunluğundan, yeni oyunların varlığından, fazla vakit ayıramadım.

Video oyunları ile hatıra defteri: Bir oyun için yanıp tutuşmak (Bölüm 3)

Eskilere dönüş, yenilerle tanışma

Son olarak iki oyundan bahsedeceğim ki bu iki oyun için, hayatımın ilk ve son oyun türleri diye sınıflandırma yapabilirim sanırım. Birincisi, diğer ufak yapımlardan ziyade 90’lı yılların başlarında oynamaya başladığım Street Fighter serisi. Hatırımda kalan ve varlığını devam ettiren, oynadığım ilk büyük oyundur Street Fighter II. Oyunun son versiyonu olan Street Fighter V için gelen Arcade Mode sayesinde, sistemden silmeye kıyamadığım oyunu yeniden sıralamaya koydum. Street Fighter V: Arcade Edition haberinde de belirttiğim gibi Arcade moda, farklı bir yorum katıldı. Yıllar içerisinde çıkan Street Fighter oyunlarından bir tanesi seçilip, o oyundaki karakterlerin seçildiği modlar, oyuna gerçek havasını kazandırdı. Bundan böyle canım istedikçe, Street Fighter V, oynayabileceklerim listesine eklendi. Aksi takdirde oyunun hikaye bölümlerini bitirdiyseniz, çevrim içi maçlarda pek kolay başarı elde edilemiyordu. Sürekli yenilmek de insanı bir oyundan soğutuyor açıkçası.

Yazıyı kaleme almadan deneyimlediğim son oyunsa, incelemesini de yaptığım, Türk yapımı Unrect. Tahmin ettiğimden çok daha fazla zamanımı aldı. Eğlenceli yapısı, başaracağım hırsıyla birleşince, Unrect oynamak isteği arttı içimde. Basit ve kolay mekanikleri, eskiyen bilgisayarım için adeta ilaç oldu diyebilirim. Eğlenceli vakit geçirmek isteyenler varsa, strateji oluşturmak da hoşunuza gidiyorsa, deneyebilirsiniz. Bir sonraki yazımda, büyük ihtimalle Nintendo Switch oyunlarına değineceğim ama sürpriz olsun, diyelim.

Hafta boyunca oynadığınız, yazının büyük kısmında anlattığım gibi oynamak için delirdiğiniz fakat elinizin altında bulunmadığından yanıp tutuştuğunuz oyunlar olduysa yorumlara yazın lütfen. Önemli olan, arada mesafe olsa da paylaşmak, unutmayın. Herkese iyi eğlenceler.

Emrah Subaşı Editör