Leadergamer

© 2007-2020 Gamer Media Tüm Hakları Saklıdır. Bu sitenin veya içeriğinin hiçbir kısmı telif hakkı sahibinin izni olmadan çoğaltılamaz.

GamerMedia
Bizi Takip Edin
avatar
Yazar: Kaan GEZER, Editör Yazım tarihi: 27.05.2015

Oyuncu dostu olan CD Projekt RED tarafından hazırlanan ve serisinin en son oyunu olan The Witcher 3: Wild Hunt sonunda ellerimize ulaştı ve büyük bir hevesle oynamaya başladık. Öncelikle bu seriye uzak olan oyunculara ufak bilgiler verelim. Andrzej Sapkowski tarafından yazılan The Witcher kitaplarının sonunu alternatif bir senaryo ile devam ettiriyor The Witcher serisi. Serinin 3. ve son oyunu olan The Witcher 3: Wild Hunt’ta, diğer oyunlarda olduğu gibi Geralt’ı kontrol ediyoruz. Tahmin edebileceğiniz gibi bu Gerallt bir Witcher. Açık dünya RPG elementlerini içerisinde yoğun olarak bulunduran The Witcher 3: Wild Hunt, ülkemizde PC platformu için 90 TL fiyat etiketi ile, yeni nesil konsollar için ise 200 TL fiyat etiketi ile satılıyor. Ayrıca The Witcher 3: Wild Hunt’ın 19 Mayıs 2015 tarihinde de çıkış yaptığını sizlere hatırlatalım.

the_witcher_3_by_patrickbrown-d7zu9b9

Her Şeyden Önce Senaryo!

The Witcher 3: Wild Hunt karşımıza 2 ana senaryo ile çıkıyor. Bu senaryolardan ilki Nilfgaard’ın Northern Kingdoms’ı ele geçirme çabaları ve diğeri ise Geralt’ın Wild Hunt isimli bir grubu yok etme çabaları. Ayrıca ilerleyen zamanlarda The Witcher 3: Wild Hunt için çıkartılacak olan 2 büyük ek paket ile daha farklı senaryolara da yol alabileceğiz, şimdiden söyleyelim. Ek paketler demişken, The Witcher 3: Wild Hunt için çıkacak büyük ek paketlerden ilki Heart of Stone isminde olacak ve bu ek paket ile birlikte oyunumuza 10 saatlik bir oynanış süresi eklenecek. Heart of Stone ile birlikte No Man’s Land isimli bölgeye adım atacağız ve Oxenfurt ile birlikte Man of Glass’ın peşine düşeceğiz. The Witcher 3: Wild Hunt için çıkışını yapacak olan 2. ve son ek paket ile Blood and Wine olarak adlandırılacak ve bu paket ile oyunumuza 20 saatlik bir oynanış eklenecek. Toussaint isimli dev gibi bir bölgeye adım atacağımız Blood and Wine ile büyük bir sırrın da peşine düşeceğiz.

The Witcher 3: Wild Hunt’ın senaryosu hoş, güzel fakat herkesin aklında bir soru oluşuyor; The Witcher serisinin diğer oyunlarını oynamayan oyuncular bu senaryoyu anlayacak mı? Bu sorunuzun cevabı, evet! The Witcher 3: Wild Hunt’ın senaryosu öyle bir şekilde karşımıza çıkıyor ki bir önceki oyunları oynamamıza gerek kalmıyor. Ayrıca senaryo görevlerinde yapacağımız seçimler de oyun dünyasına ve büyük sona etki edebiliyor. The Witcher serisine yakışır bir final oyunu olan The Witcher 3: Wild Hunt’ta yan görevler ve ana görevler de birbirinden bağımsız olmuyorlar, paralel bir şekilde hareket ediyorlar. Tabii senaryo görevleri de kendine oldukça bağlayıcı ve derin görevler olduğu için oyuncuları içine çekmeye yetiyor The Witcher 3: Wild Hunt’ın senaryosu. Bu arada, oyundaki sinematik sahnelerin de oldukça etkili olduğunu söylemeden geçmeyelim.

İşin içine birazcık duygusallık katın, tamamdır benim için o oyunun senaryosu kusursuzdur. Yani yapacak bir şey yok, bu da sanıyorum ki benim zayıf yönüm. Bu zayıf yönümü kapatmaya çalışarak bu bölümü yazmaya çalışacağım. The Witcher 3: Wild Hunt’ın hem senaryo sunumu, hem de oyun içerisinde karşımıza çıkan senaryosu oldukça güzel ve zekice tasarlanmış durumda. Özellikle görevlerde derin senaryo bağı benim çok hoşuma gitti. Bazı yerlerde karşımıza çıkan sinematik ekranlar ile birlikte senaryo bizlere daha güçlü bir şekilde gösterilmiş. Sadece oyunun en başında çıkan sinematik ekran biraz yetersiz ve sıkıcı geldi bana. Keşke o sinematik sahne oraya hiç konmasaymış veya kısa bir CGI video ile açıklansaymış dedim. Yine de genel olarak oyunun senaryosu ve kurgusu oldukça detaylı ve etkili bir şekilde karşımıza çıkıyor.

the_witcher_3_geralt_by_yamao-d6klscd

Ama Her Şey de Senaryo Değil Tabii!

Tabii ki The Witcher 3: Wild Hunt’ta her şey senaryo değil. Efsane bir seri olan The Witcher’ın son oyununda da, diğer oyunlarında olduğu gibi oldukça güzel RPG ve açık dünya elementleri bulunuyor. The Witcher 2: Assassins of Kings’in 35 katı büyüklüğe sahip olan The Witcher 3: Wild Hunt’ın açık dünyası içerisinde çok farklı kültürler ve ekosistemler bulunduruyor. Tabii bunlara bağlı olarak da oyunun her bir bölgesi birbirinden bağımsız oluyor. Bir de bunların içinden yükleme ekranı kalkınca, oyunun açık dünyası tadından yenmez bir hale geliyor. Evet, yanlış okumadınız. The Witcher 3: Wild Hunt evreninde sadece öldüğünüz zaman yükleme ekranı görebiliyorsunuz!

Dinamik hava şartlarına ve gerçekçi gece/gündüz döngüsüne sahip olan The Witcher 3: Wild Hunt’ın dev gibi açık dünyası, oyun içerisinde yaptığımız seçimlere göre de şekillenebiliyor. The Witcher kitap serisinin yazarı Andrzej Sapkowski’nin tarifleri ile geliştirilen bu açık dünyada tüm oyuncuların sevebileceği başka bir özellik de bulunuyor, yaşayan ekonomi sistemi. Peki, ne işimize yarayacak bu sistem? Neden seveceğiz? Çünkü bu sistem ile oyun dünyasında yaşanan her olay, marketleri ve satıcıların sattığı ürünlerin fiyatlarını etkileyebiliyor. Mesela, bir tarla kötü hava şartlarından olumsuz bir şekilde etkilenirse, o tarladan ürünler satıcılara daha pahalıya ulaşıyor ve biz de doğal olarak daha pahalıya satın alıyoruz veya balık fiyatları denizlere yakın köylerde daha ucuzken, denizlere uzak köylerde daha pahalı olabiliyor.

Genel olarak oyunun açık dünyasını eleştirmek gerekirse, açık dünya gerçekten açık arkadaş. Etrafınızda yaşayan dünyayı hissedebiliyorsunuz. Dünya size bağlı değil de, siz dünyaya bağlısınız hissi çok güzel verilmiş durumda. Tüm bunların yanında oyun içerisinde sunulan mini oyunlar oldukça eğlenceli. Gizli hazineler, görülmesi gereken mekanlar gibi küçük detayları hiç söylemiyorum bile. Hava şartlarının çok güzel işlenmesi, gece/gündüz döngüsünün kusursuz olması The Witcher 3: Wild Hunt’ın açık dünyasını kusursuz bir hale getiriyor. Tabii bizler bu açık dünyanın tadını çok daha güzel çıkartabilmek isterdik. The Witcher 3: Wild Hunt’ın PlayStation 4 sürümündeki teknik sıkıntılar henüz düzeltilmiş değil çünkü.

witcher_by_feel_the_steel-d68lz1h

RPG Temellerine Bağlı Sistemler!

The Witcher 3: Wild Hunt’ta sürekli olarak etrafta boş boş dolaşmıyoruz tabii ki. Yapmamız gereken yüzlerce görev var ve bu görevlerin içerisinde de karşılaşacağımız yüzlerce farklı yaratık var. Peki, biz bu yaratıklarla nasıl dövüşeceğiz? The Witcher 3: Wild Hunt’ın dövüş mekanikleri The Elder Scrolls V: Skyrim ile Bloodborne arası bir sistemi hatırlattı. Çünkü karşımızdaki düşmanımıza pata küte giremiyoruz. Eğer oyunu o şekilde oynayacağınızı düşünüyorsanız, büyük bir ihtimalle sürekli öleceksiniz. Her yaratığa farklı bir şekilde saldırmanız gerekiyor. Hatta bazı güçlü yaratıkların zayıf noktalarını keşfedip, o şekilde saldırmanız gerekiyor. Karşınızdaki canavara uygun yetenekleri kullanmalı, bombalarınızı ve iksirlerinizi hazırlamanız gerekiyor. Yoksa işiniz çok  zor olacak, çok zor.

The Witcher 3: Wild Hunt’ın dövüş sistemine bağlı olarak, geleneksel RPG ögeleri de oldukça güzel bir şekilde karşımıza çıkıyor. Oyunun bu yönden en güzel yönü, eğitim bölümleri. Oyunun senaryosundan kopmadan öğretici bölümleri oynayabiliyoruz. Tabii sizler bu bölümlerin gereksiz olduğunu düşünüyorsanız, yine senaryo hiç bozulmadan bu öğretici bölümler geçilebiliyor. The Witcher serisinin vazgeçilmez özelliği olan Witcher hisleri de The Witcher 3: Wild Hunt içerisinde büyük öneme sahip. Yaratıkların izini sürebilmek, görevlerin bazı bölümlerini tamamlayabilmek için sürekli olarak Witcher hislerimizi kullanmamız gerekecek mesela. Ayrıca başka bir güzellik ise, karakterimizin verdiği hasarlar veya karşı taraftan aldığımız hasarlar, bizleri rahatsız etmeyecek şekilde sürekli olarak ekranın bir tarafında beliriyor. Böylece karakterimize olan hakimiyetimiz daha da artabiliyor.

Genel olarak bakmak gerekirse The Witcher 3: Wild Hunt’ın dövüş dinamikleri pek benlik değil, özellikle güçlü düşmanlar ile savaşırken oldukça zorlanabiliyorum. Fakat bu şekilde incelemek doğru olmaz sanırım, bu dinamiklerin köküne indiğimiz zaman The Witcher 3: Wild Hunt’a oldukça uygun ve güzel bir şekilde aktarılmış dövüş dinamiklerini görebiliyoruz. Sanıyorum ki The Witcher 3: Wild Hunt için daha farklı bir dinamik seçilemezdi.

witcher_fanart_by_tatarskiskandal-d8us2vr

Bir Köşeye Çekilin ve Kendinizi Simyaya Bırakın!

The Witcher 3: Wild Hunt’ta düşmanlarınız ile dövüşebilmek için, onların karşınıza sağlam bir şekilde çıkmanız gerekiyor. Gerekli iksirleri içip, gerekli yağlar ile kılıcınızı yağlayıp, bombalarınızı da yanınıza aldığınız zaman sizden güçlüsü olamaz. İşte işin içine burada oldukça detaylı bir simya sistemi giriyor. Oyunda bulunan simya (Alchemy) sistemi o kadar detaylı ki, oyundaki neredeyse her şeye etki edebiliyor yarattığınız bir iksir. Mesela, oyunun ilk boss dövüşünde gerekli iksirler olmadan canavar ile saatlerce uğraşmanız gerekiyor. İksiri yaptığınız zaman, ve tabii ki kullandığınız zaman, o boss yaratığı öldürmek oldukça kolay oluyor. Tabii bu yaratıkların zayıf noktalarını da bilmek gerekiyor ki, ona göre iksir hazırlayalım değil mi? İşin içine de bu noktada oyun içerisinde bulunan oldukça güzel hazırlanmış bir yaratık ansiklopedisi giriyor. The Witcher 3: Wild Hunt bu konuda kusursuz bir iş başarmış diyebiliriz.

Tabii ki her şey iksirler ile de bitmiyor. Simya da bir yere kadar. Simyanın gelemediği noktalarda işin içine tabii ki kılıçlarınız ve zırhlarınız giriyor. Tabii tüm kılıç ve zırhları dünya üzerinde bulamazsınız değil mi? O zaman “Crafting” sistemi ile birlikte istediğiniz kılıç ve zırhları yapabilirsiniz. Simya sisteminin yanında biraz sönük kalsa da crafting sistemi de oldukça yeterli bir şekilde tasarlanmış. İstediğiniz eşyaları yapabilmek için, gerekli malzemeleri toplamanız yeterli. Bu konuda söylenecek daha fazla bir şey yok sanırım. Crafting ve simya sistemlerinin yanında sanıyorum ki asıl noktayı unuttuk, karakterimiz. Oyunda 5 farklı yetenek ağacı ve bu her yetenek ağacında 5 farklı yetenek, onlarında altında 5 farklı yetenek sınıfı bulunuyor. Bir de o yetenekler 5 farklı seviyeye kadar ulaşabiliyor. Bu yönden oyunun yetenek sistemi oldukça güzel, ayrıca oyun içinde istediğiniz zaman bu yeteneklerinizi değiştirebiliyorsunuz. Yani bir anda büyü taraflı bir karakterden, savaşçı ruhuna bürünebilirsiniz. Ayrıca The Witcher 3: Wild Hunt’ın envanter sistemin de Diablo’ya benzediğini söyleyelim, oldukça başarılı.

The Witcher 3: Wild Hunt, benim karşıma daha önce hiç görmediğim bir simya sistemi ve crafting sistemi çıkardı. Ben oynadığım hiçbir RPG oyununda bu sistemlerin bu kadar önemli olduğunu görmemiştim. Ayrıca envanter sisteminin de gayet hoş olduğunu belirtmek isterim. Tabii biraz daha kullanışlı olabilirmiş. Fakat sorun değil. The Witcher 3: Wild Hunt yine beni etkiledi, başka bir yönü ile…

witcher_3___naglfar_by_m_wojtala-d8ut95k

Bol Sorunlu The Witcher 3: Wild Hunt!

Başlığı gördükten sonra 2. kez okuduğunuzu tahmin ediyorum. Evet, yanlış okumadınız bol sorunlu yazıyor. Neden mi? Çünkü incelememizin bu bölümünde oyunun ses, grafik ve performans değerlerini inceleyeceğiz. Öncelikle performanstan başlıyorum, ben hayatımda bu kadar berbat bir performans görmedim. İncelemeyi PlayStation 4 üzerinden yaparken, bu sorunları düzeltecek olan bir güncellemenin geleceğini biliyordum. Bekledim güncellemeyi, bugün geldi ve indirdim. Ben sorunlar tamamen düzelir diye düşünürken bir %50’si filan düzeldi. Ateş efektlerinin olduğu yerde 10 FPS değerine kadar düşen görüntüler mi dersiniz, sinematik ekranların 20 FPS ile çalıştığını mı dersiniz, yoksa sinematik ekranlarının bile zaman zaman yüklenemediğini mi dersiniz bilemiyorum. Umarım bu performans sorunları çok yakında düzeltilir, başka bir şey demek istemiyorum.

Bu kadar kötü performansın yanında zaman zaman grafikler de sönük kalıyordu tabii ki. Düşünsenize, ormanın içinde atınızla gidiyorsunuz. Hafif fırtınalı tabii. Grafiklerin tadını çıkartmak istiyorsunuz ama çıkartamıyorsunuz çünkü oyunun performansı her şeyi batırmaya yetiyor. Yeri gelmişken şahit olduğum bir sahneden bahsetmek istiyorum, oyunda başladığımız ilk bölgede atımla görevime doğru gidiyordum. Yavaş yavaş rüzgar çıkmaya başladı, atımız huysuzlanmaya başladı. Ben dedim ki sanırım yaratık filan geliyor. Meğer gelen bir fırtınaymış. Arkadaş, ben böyle güzel gelen bir fırtına hayatımda görmedim. Gideceğimiz köy uzaktan görünüyor ve kap karanlık çünkü fırtına orada başlamış bile ve yavaş yavaş bizlere geliyor. Gerçek hayattaki gibi o bulutların sizlere yaklaştığını, rüzgarın yavaş yavaş hızlandığını hissedebiliyorsunuz. Bu sahneler yaşanırken ben ağzım açık şekilde ekrana bakıyordum… Her neyse, grafiklere geri dönelim .Dediğim gibi performans sorunları yüzünden grafikler zaman zaman gölgede kalsa da, bir RPG oyununda bulabileceğiniz en iyi grafiklere sahip The Witcher 3: Wild Hunt.

Grafikler ve performanslar yanında kusursuz olan bir öge var ki o da sesler. Oyunun savaş sırasındaki müzikleri, boş boş dolanırken çalan müzikler, vokaller o kadar başarılı ki, dinlemekten kendinizi alamıyorsunuz. Tabii aynı şeyler karakterlere verilen sesler için de geçerli ve diğer ses öğeleri için de geçerli.  Bu bölümü de genel olarak toparlamak gerekirse, The Witcher 3: Wild Hunt’ın tek eksi puanı aslında performansı. Umuyoruz ki en yakın zamanda kalan hatalar da düzeltilir.

yennefer__the_witcher_3__wild_hunt____kestrel_by_ver1sa-d8d8crw

Genel Olarak The Witcher 3: Wild Hunt!

Cüzdanınızı veya kredi kartı bakiyenizi bir kontrol edin. Eğer fazladan verebilecek bir 90 lira veya 200 liranız varsa, hiç beklemeyin ve gidin alın şu oyunu. Paranız yoksa da bir şekilde bulun, buluşturun ve bu oyunun keyfini bir çıkarın. Verdiğiniz paranın her kuruşunu hak eden bir oyun var karşınızda. Evet, oyunun konsol sürümleri PC sürümüne göre biraz pahalı fakat yapacak da bir şey yok sanırım. The Witcher 3: Wild Hunt, The Witcher serisi hayranlarının mutlaka oynaması gereken bir oyun zaten. Fakat, eğer The Witcher serisine uzak bir oyuncuysanız ama RPG tarzını da seviyorsanız sakın gözünüz korkmasın The Witcher 3: Wild Hunt’tan. Alın, oynayın, oynatın.

the_witcher_3_wild_hunt_by_vgwallpapers-d6ay95u

[inceleme]

Ayrıca En yeni haberler için Facebook, Twitter ve Google Haberler üzerinden Leadergamer'ı takip edebilirsiniz.