Leadergamer

© 2007-2020 Gamer Media Tüm Hakları Saklıdır. Bu sitenin veya içeriğinin hiçbir kısmı telif hakkı sahibinin izni olmadan çoğaltılamaz.

GamerMedia
Bizi Takip Edin
avatar
Yazar: Erkut Köse, Editör Yazım tarihi: 20.02.2012

Karanlıktan korkmak aslında çocuklara özel bir durum değil çoğu zaman. İnsanoğlu için bilinmezlik her zaman korkutucu tarafını korumuştur. Ve karanlık, içerisinde korkutucu bir bilinmezlik barındırır. Karanlığın içinde neyin olduğunu veya ne yaptığını görmeniz imkansızdır. Peki ya o karanlığın içindeki bilinmezlik siz olsaydınız?

Jackie Estecado’da karanlıktan korkan bir çocuktu aslında. Annesi ona içindeki korkuyu yönetebileceğini ve karanlıkta korkulacak birşeyin olmadığını anlatmaya çalışmıştı. Estecado bu yönetme işini çok denedi. Ancak başarılı olamadı. Daha sonra anlayacaktı ki o karanlığı değil, karanlık onu yönetiyordu.

The Darkness II, ilk oyundan tam 2 sene sonrasını konu alıyor. Karanlık güçlerinden zar zor kurtulan Estecado’nun başı yine karanlık güç yüzünden derde giriyor. Çünkü siz de tahmin edersiniz ki böyle büyük bir güç herkesin sahip olmak isteyeceği tür birşeydir. Oldukça zorlu zamanlar geçiren karakterimiz daha sonra çareyi mecburen karanlık güçlere başvurmakta buluyor. Böylece oyunumuzun senaryosu başlamış oluyor.

Çıkarken ışığı kapatır mısın?

Oyunumuz Jackie’nin bir koltukta oturarak hikayesini anlatmaya başlamasıyla start alıyor.Bu kısımları anlatmayacağım çünkü hikayeyle ilgili ciddi detaylar yer alıyor. Jackie’nin bu anlatımları her bölüm arasında mevcut. Böylece onun yaşamıyla ve yaptıkları işlerle ilgili birçok bilgiye erişmemiz mümkün oluyor.

Başlarda herşey fazlasıyla normal. Mekanımıza giriş yapıyoruz ve patron olduğumuzdan dolayı büyük bir saygıyla karşılanıyoruz. Bu kısımda ayrıca oyunun kontrolleriyle ilgili genel bilgiler veriliyor. Tabii ki The Darkness 2 adındaki bir oyundan bu kadar normal olmasını bekleyemeyiz. Dolayısıyla ortalık birden bire karışıyor ve kendimizi aksiyonun içerisinde buluyoruz.

Oyunumuzun ana noktasının malikanemiz olduğunu söyleyebilirim. Görevleri buralardan alıyor ve hazır olunca yola çıkıyor. Bütün çete elemanlarımız da burada yer alıyor. Onlarla konuşabiliyor, bilgi alabiliyor ve eğer var ise düşmanlarımızı sorguya çekebiliyoruz. Ayrıca mekanımızın keşfedilecek ve gezilecek büyük bir alan olduğunu hatırlatmalıyım. Burada geçmişimizle ilgili izler bulmanız bile mümkün.

Oyundaki en büyük yardımcımızın Demon Arms olduğunu söylemeleyim. Karanlık gücün bize sağladığı bu güçlü kollar sayesinde çevremizdeki objeleri düşmanlarımıza atmamız veya farklı öldürme şekilleri sağlamamız mümkün oluyor. Tabii ki kollarımızla yapabildiklerimiz bunlarla sınırlı değil. Bölüm içerinde bulunan bazı kısımlardan kolumuza yeni özellikler ekleyebiliyoruz. Ancak belirli bir puana sahip olmamız şartıyla. Bu puanları da düşmanlarımızı farklı şekilde öldürerek ve ışık kaynaklarını yok ederek elde ediyoruz. Bu ekleyebileceğimiz özellikler o kadar fazla ki sıkılmanız mümkün olmuyor ve her özelliği açmak için canla başla uğraşmanıza neden oluyor. Burada bulunan yetenek sisteminin de yeterince büyük olduğunu söyleyebiliriz. Bunların yanında Düşmanın düşen silahlarını uzakta dahi olsalar alabiliyor, ölen düşmanların kalplerini yiyerek(evet yiyoruz) canımızı arttırabiliyor ve açamadığımı kapıları kaba kuvvet kullanarak açabiliyoruz; yani kırıyoruz.

Peki ışık kaynaklarını niye yok ediyoruz? Çünkü sahip olduğumuz ekstra güçler ışıkta kullanılamaz hale geliyor. Yani eğer bir düşmanla ışıklı bir alanda karşılaşırsanız teknik olarak düşmandan farklı bir yanınız kalmıyor. Yani işiniz epey zorlaşıyor. Bu yüzden ışık kaynaklarını sürekli tespit etmeli ve ateş ederek yada kollarımızı kullanarak yok etmeliyiz. Ancak bazı ışık kaynakları için bu da yeterli olmamakta. Onlar için de jeneratörü bularak işini bitirmemiz gerekiyor. Bazı düşmanlar ise daha akıllıca bir taktik izleyerek taşıdıkları fenerleri üstümüze tutabiliyor ya da

Oyundaki diğer bir önemli yardımcımız da yanımızda gezinen gollum benzeri(daha iyi bir benzetme olamaz sanırım) yaratık Darkling. Darkling bize gideceğimiz yer konusunda, düşmanları pataklama konusunda ve olaylarla ilgili yapmamız gerekenler konusunda epey bir yardımcı oluyor. Hatta onu bir silah gibi düşmanın üstüne de fırlatabiliyoruz. Bunun yanında eğer Darkling ölürse de hemen yeniden doğuyor ve böylece sorun olmuyor. Bu açıdan kendisini düşmanların üstüne fırlatmak pek de yanlış bir fikir değil. Bazı bölümlerde kendisini yönettiğimizi de ayrıca ipucu olarak ekleyelim.


Bütün bu aksiyonun yanında ilk oyunda hayatını kaybeden eski sevgilimiz de sürekli olarak karşımıza çıkıyor. Jackie’nin gözlerine inanamadığı bu sahnelerde eskiye yönelik bilgiler de yer alıyor. Ayrıca böyle ara sahnelerin oldukça etkili bir şekilde sunulduğunu da söylememiz gerek. Hatta bu sahneler çıksa da heyecan yapsak diye beklediğimi bile söyleyebilirim.

Ancak bütün bu güzellikler kısa bir oyun süresiyle sona eriyor. Çünkü oyun, diğer oyunlara nazaran daha kısa bir oynanış sunuyor ve tadını damağımızda bırakıyor. Ama bu sürükleyici hikayenin içinde bundan şikayet etmeniz için pek fırsatınız olmuyor.

Hikayenin böyle güzel sunulmasın da diğer bir etken de tabii ki grafikler. Cell-shaded olarak çizgi roman havasında hazırlanan grafikler sizi atmosferin daha da içine sürüklüyor. Özellikle yavaş çekimde havaya sıçrayan kanlar ve silah modellemeleri beni baya etkiledi. Ancak kalitesiz bazı kaplamaların da olduğunu yok sayamayız.

Seslendirme ise oyunun en hoşuma giden noktası. Özellikle karakterimizin ve adamlarımızın seslendirmeleri oldukça iyi. Bu da atmosfere pozitif bir etki sağlıyor. Bunun yanında silah sesleri ve aksiyon sahnelerindeki müzikler de bana doyurucu göründü. Darkling’in mistik ses tonu da bizi bizden almaya yetiyor da artıyor bile.

Sonuç

Son cümlelerimize geçersek, oyunun çoğu FPS’den belirgin farklarla ayrıldığını söyleyebilirim. Öncelikle öldürme çeşitlerinin fazlalığı, devasa bir yetenek ağacı, çizgi roman tarzı grafikleri ve üst düzey vahşet sahneleriyle Darkness 2 kesinlikle oynanmayı hakeden bir oyun.

Eğer oyuna bir eksi vermemiz gerekiyorsa bunu kötü yapay zeka ve hikayenin kısalığı olarak özetleyebiliriz. Bunlarda biraz daha geliştirilmiş olsaymış karşımızda mükemmel bir oyun duruyor olabilirmiş. FPS seven bütün oyunculara bu oyunu rahatlıkla tavsiye edebiliriz. Oyunu bitirenlere ise serinin olası devamını beklemek için sabırlar dileriz. Bol oyunlu günler.

 

Ayrıca En yeni haberler için Facebook, Twitter ve Google Haberler üzerinden Leadergamer'ı takip edebilirsiniz.