LGM Özel: Bir süper kahraman güzellemesi: Watchmen

LGM Özel: Bir süper kahraman güzellemesi: Watchmen

Watchmen'i hatırlayalım.

Geçenlerde yazdığımız Avengers Age of Ultron incelemesinde de bahsetmiştik; sinemanın yeni bir çağı var artık. Adına süper kahramanlar deniyor. Onlarca çizgi roman karakteri orijin hikayeleri ile beraber sinemaya ya da televizyona aktarılıyor. Ancak aralarında bir tanesi var ki, cidden bambaşka bir yerde. Ben bugün Alan Moore ismini de andıktan sonra sinemaya aktarılanı kendi çapımda övmeye çalışacağım. Neden bu denli eşsiz bir eser olduğunu anlatmaya ve aslında Zack Synder’in Batman v Superman’i çekmesinden korkulmaması gerektiğini birkaç Watchmen güzellemesi ile vurgulayacağım. Bugünlük çabam ve derdim bundan ibaret.

MAKALE AŞAĞIDA DEVAM EDİYOR

915927-watchmen

Watchmen, Alan Moore’un yıllar önce kaleme aldığı bir süper kahraman hikayesi. Çizgi roman dünyasında bir mihenk taşı olmasının yanında verdiği mesajlar ile beraber bir çok okurun gözünde zirve noktada. Filmin de aslında çizgi romandan pek farkı yok.

Nasıl mı? Süper kahraman olgusuna bambaşka bir bakış açısı getirerek, kötü adamın aslında ‘ne’ olduğunu tasvip etmeye çalışarak anlatıyor derdini Watchmen. Diğer bir çok süper kahraman hikayesine nazaran Watchmen’in derdi daha bir başka. Bir orijin hikayesi yok Watchmen’da. Alternatif bir evrende Nixon’ın hala ABD başkanı olduğu, 80’leri noir bir havayla harmanlayarak bir grup maskelinin, soğuk savaşın gölgesi ardında derdini ekrana taşıyor. Zack Synder, Alan Moore’ın ‘’sinemaya taşınamaz’’ diyerek tanımladığı bu müthiş hikayeden alnının akıyla çıkıyor. Baştan söylemem gerek bunu. O kendi has kamera açılarının filmin atmosferiyle uyumu, ele aldığı karakterleri ve filmle ilişkileri, çizgi romandan farklı sonu derken film baştan sona fire vermeden başlıyor, devam ediyor ve bitiyor.

Watchmen’in derdi başka, verdiği mesajlar, anlatmak istedikleri bambaşka dedik. Film bunu henüz girişinden seyircinin gözüne sokmak istiyor; ‘’Who watches Watchmen.’’ diyerek hafif bir tokat sallıyor. Sonrasında sahneye Comedian çıkıyor, başta üzülüyoruz. Sonrasında eline geçtiği güçten, insanlara yaptıklarından ve insanoğlu- şiddet eğilimi üzerine söylediği monologlardan seyirciyi umarsız bir döngüye sokuyor; baştaki üzüntü yerini nefrete bırakıyor. Ancak film ilerledikçe Comedian’in düşüncelerine fısıldıyor film. Sonu zaten bambaşka filmin, daha sonra geleceğim. Ancak filmin Comedian karakteri ile olan ilişkisi başlı başına bir yazı konusu.

6997677-watchmen-artwork

Watchmen, toplum yararını gözeterek adaleti sağlayan ve daha sonra devlet tarafından emekli edilen bir grup maskelinin trajedisini anlatıyor. Anlattığı hikayeden çok arka planda anlattıkları Watchmen’ı değerli kılıyor aslında. Ekibin sosyopat, maskeli karakteri Rorschach filmin dramasını ve hikayesini üzerinde gezdiriyor. Bunu yaparken öyle güzel monologlar sallıyor ki, inanın filmin gri havasını siyaha çeviriyor tek başına, sinemanın ve edebiyatın gördüğü en havalı karakterlerden bir tanesi oluyor Rorschach. Watchmen, Rorscach vecizesiyle seyirciyle konuşuyor bir bakıma. The Dark Knight’ta Nolan’ın sorduğu ‘’ihtiyacımız olan kahraman mı?’’ mottosuna bambaşka bir hava getiriyor. ‘’Never compromise’’ diyerek de son tokadı vuruyor.

Watchmen ve içeriğinden öte biraz da aktarıldığı beyazperde üzerinden konuşmak istiyorum zira bu yazıyı kaleme alma amacım filmin ne denli başarılı bir uyarlama olduğunu belirtmek, anlatmak ya da kendimi inandırdığım şeye aynı fikirde düşünen insanlar bulabilmek. Neticesinde Watchmen’i uyarlama olarak iyi bulanlar kadar sıkılan ya da yetersiz bulan da mevcut. Bir filmi hem sıkıcı hem de yetersiz bulan izleyici sayısının bu denli ayrıştığı başka film varsa söyleyin, ben hatırlamıyorum. Watchmen’in film olarak en büyük handikabı da bu zaten. Zira çizgi roman bazında, anlattığı 80’lerin soğuk savaşı etrafında dönen noir bir süper kahraman hikayesi olarak muazzam bir iş en nihayetinde. Bu denli derin ve diğer türdeşlerinden farklı bir filmi sinemaya aktarmak inanılmaz zor bir iş. ‘’Sıkılma’’ kısmına değinmeyeceğim çünkü o kısım zaten konumuz dışında. Sıkıcı bir film değil Watchmen. Peki çizgi romanın o yoğunluğunun altında eziliyor mu? İşte burası Watchmen’ın sinema bazında değerlendirilmesi gereken nokta.

Zack Synder ismi biliyorum bir çoğumuza pek güven vermiyor. Ancak Synder’in Watchmen’da yapmaya çalıştığı şey bana Batman v Superman için umut veriyor; Man of Steel’deki o boğulan kameranın Watchmen’da şaha kalkışı buna tek başına bir örnek. Watchmen edebi bir eser olarak ne kadar iyiyse beyazperde de o kadar iyi bir iş. Yavaş, yoğun, ufak ufak anlatarak ilerliyor derdini. Dr. Manhattan’in yaşadığı-ya da yaşayamadığı- duygusal buhran çizgi romanı okuduğumda ne hayal ettiysem o. İfadesiz ancak seyirciye verdiği o tarifsiz surat ifadesi, girdiği ikilem, Mars’taki o efsane monolog Synder’in Watchmen’in altından nasıl alnının akıyla kalktığının canlı kanıtları. Filmin çizgi romana nazaran elbette havada kalan yerleri var ancak hikayenin mitolojik öğelerlerle beraber sahip olduğu atmosfer filmin genelinde mükemmel bir alt yapı oluşturuyor. Film 3 saat boyunca yükseliyor ve finalinde yapması gerektiği gibi sert bir düşüşle bitiyor. Ozymandias’ın tüm planını açıkladıktan sonra ‘’ben sizin bildiğiniz klasik kötülerden değilim’’ repliği ve ardından filmin bıraktığı ahlaki ikilem takdire şayan değil de ne? Bir çizgi roman uyarlaması Bob dylan ile başlıyor, The Sound of Silence ile sallıyor ve Hallelujah ile devam ediyorsa zaten başlı başına güzelleme yazmaya yetmez mi?

watchmen-wallpaper-[4]

Watchmen bir sinema eserinin yapması gereken her şeyin altından fazlasıyla kalkıyor. Düşündürüyor, sorgulatıyor. Sadece bu özelliği ile dahi saygıyı hak eden bir film, tekrar tekrar izlenmesi gereken bir eser. Evrenden kopmuş adam Dr. Manhattan’ı, savaşın iki tarafı, ele aldığı ve incelikli işlediği bütün karakterleri kült bir yapım haline getiriyor Watchmen’i. Synder’in esere yaptığı çok doğru dokunuşların bu saydığım bütün nedenlerde payı fazlasıyla büyük. Geek bir sinemasever için filmin Ultimate cut versiyonu da kutsal kitap niyetinde. Sözün özü sevgili okur, ‘’what are you waiting for?’’.

Watchmen sinema açısından eserin özüne ihanet etmeden derdini anlatmaya çalışan iyi bir film. Kesinlikle izlenmeli, üzerine çizgi roman hatim edilmeli. Şimdiden keyifli okumalar, iyi seyirler.

Ayrıca En yeni haberler için Facebook, Twitter ve Google Haberler üzerinden Leadergamer'ı takip edebilirsiniz.