İnceleme: Dragon Age II Demo

İnceleme: Dragon Age II Demo

Dragon Age: Origins; alışılmadık oynanış sistemi, rol yapma öğeleri, muazzam hikayesi ile gönüllerimize taht kurmuştu. Daha önceden gördüğümüz çoğu Role Playing oyunlarından farklı olarak, değişik bir taktiksel açı ve oynanış sistemine sahipti. Bu harika oyunun devamı olan Dragon Age II, 11 Mart’ta satışa sunulacak ve bunun için EA ile BioWare, 22 Şubat tarihinde oyunun bir demosunu yayınladılar. Daha yeni oynama şansını yakaladığım için biraz geç kaldığımı hissediyorum. Bu güzelliği ilk tadanlardan olamadığım için biraz burukluk var içimde.

Dragon Age, birçok kişi tarafından çok sevilmişti. Hatta yine BioWare’in yaptığı ve en iyi fantastik RPG oyunu sayılan Baldur’s Gate’ten hemen sonra geliyor bizce. Oyunu yapan BioWare olunca pek şüphe kalmıyor içimizde. Umarım ilk oyundan daha büyük bir başarı yakalar ve bize unutamayacağımız bir deneyim yaşatır.

Küçük bir not: Oyunun PC için olan demosu ve sadece Warrior sınıfına göre incelenmiştir.

İlk Dragon Age’i oynayanlar, hikayeyi bilirler. Aslında “hikayeleri” desem daha doğru olur. Çünkü oyunda seçtiğiniz 3 ırka göre, hatta bu ırklar arasındaki sınıflara göre bile hikaye değişikliğe uğruyordu. Değişik şekillerde başlayıp, aynı sonda buluşuyorlardı. İnsan – Savaşçı kombinasyonu ile ilerlemiş ve oyunu 2 kere bitirmiş birisi olarak söyleyebilirim ki; hikaye büyüleyiciydi. Devasa unsurlar ve harika bir kurgu içeriyordu. O dönemdeki gerçekliği ve mistik havayı fazlasıyla yaşatıyordu. İnsan – Savaşçı kombinasyonunda, büyük bir krallığın prensini oynuyorduk. Kral babası, krallık adına çalışan bir komutan tarafından ihanete uğradı ve krallık yavaş yavaş prensin gözleri önünde düştü. Yaşayan en güçlü Grey Warden olarak bilinen Duncan, onu babasının rızası ile krallıktan kaçırıp Ostagar’a götürür. Yolculuğuna burada devam eden adamımız, büyücü Morrigan ve Alistair ile tanışıp onları da yanına alır. Ostagar’ın kralı Cailan Theirin, en güvendiği adamı ve ordunun kumandanı olan Loghain Mac Tir tarafından ihanete uğrayınca Darkspawn’a karşı olan savaşı kaybedip şehit düştü. Duncan da bu savaşta canını verdi.  Yeni bir Grey Warden olan karakterimiz ve arkadaşları ile önce Loghain’i, sonra da Darkspawn’ı alt edip en sonunda The Destroyer olarak bilinen büyük ejderhayı öldürdük. Böylece kısmen bir barış yaşanmıştı.

Dragon Age II’nin demosu, bu hikayeyi basit ama göze hoş gelen bir animasyon ile anlatıyor. İlk oyundaki karakterimizle alakası olamayan tamamen yeni bir karakteri kontrol edeceğiz. İsmi Garrett Hawke (isteğe göre değişebiliyor) olan bu karakter, yanan şehirden ailesi ile birlikte kaçmaya çalışıyor.

Demo ilk oyundan alışık olduğumuz güzel bir EA logosu ile açılışını yapıyor. Bu sefer The Destroyer değil de, Flemeth’in ejderha halini görüyoruz girişte. Evet, ilk oyundaki Ormanın Cadısı ve Morrigan’ın annesi olarak bilinen Flemeth. Her neyse. Ardından yine her zamanki BioWare logosu ile karşılaşıyoruz. Sonrasında ise ilk oyundakine benzer bir menü görüyoruz. Arkadan hoş bir müzik geliyor ve güzel birleşimi ile göz dolduruyor. Menüde; New Game, Load Game, Options, Extras, Downloadable Content, Log In ve son olarak Exit seçenekleri bulunuyor. Load Game ve Downloadable Content seçenekleri demo olduğu için kapalı görünüyor. İsteğe göre birkaç ince ayarı yaptıktan sonra hemen New Game deyip oyuna dalıyoruz.

İlk oyundaki hikayeyi basit ve güzel bir animasyon videosu ile anlatıyor önce demo. Daha sonra gerçek bir oyun videosuna giriş yapıyor ve iki asker tarafından yakalanan bir Dwarf’ı gösteriyor. Pek alışık olmadığımız tipte görünen bir Dwarf bu. Küpeleri, arkadan küçük şekilde toplanmış kısa bir saçı var ve sakalları yok. Pek alışık değiliz bu görüntüye evet. Askerlerin lideri olan kısa, grimsi saçlı kadın Dwarf’tan bildiği her şeyi anlatmasını istiyor. Champion adı ile anılan kişi hakkında bildiği bütün bilgileri vermesi için zorluyor. Tahmin edeceğiniz gibi Champion diye anılan bu kişi biz oluyoruz. Dwarf, hikayesine başlıyor. Tabii bu hikayeyi biz oynuyoruz. Aslında hikayeyi garip bir yerden başlatıyor. Ne olduğu belirsiz, bayıra benzer bir yerde yanımızda bayan bir büyücü ile Darkspawn kesiyoruz. Kesiyoruz, kesiyoruz, kesiyoruz. Daha sonra dev geliyor onu da kesiyoruz. Ondan sonra dağda bi ejderha çıkıyor ve alevler saçarak aşağı iniyor… Derken, bu hikayenin benim de anlattığım gibi ne kadar saçma olduğunu anlıyor grimsi kısa saçlı kadın ve Dwarf’ı bir kez daha tehdit ediyor. Bu sefer biraz daha yumuşak yaklaşıyor tabii. Dwarf dayanamayıp gerçeği anlatmaya başlıyor:

Grimsi kısa saçlı kadın, Dwarf'ı tehdit ediyor.

Garrett; annesi, kız kardeşi ve erkek kardeşi ile silahlanmış bir şekilde şehirden kaçmaktadır. Karşılarına bir sürü Darkspawn çıkar ve onları yenerek ilerlerler. Yolda iki kişiyle karşılaşıyorlar. Aslında Grey Warden olan bir Templar ve onun karısı olan güçlü bir kadın görüyoruz. Tehlikeden kurtarıp bize katılmalarını teklif ediyor ve yola beraber devam ediyoruz. Daha sonra Dwarf’ın ilk anlattığı sahte hikayenin olduğu yere geliyoruz ama bu sefer gerçek şekli ile. Yanımızda ailemiz ve yolda bulduğumuz o iki kişi ile mini bir Darkspawn ordusuna karşı savaşıyoruz. Birkaç dalgayı devirdikten sonra dev Ogre gelip erkek kardeşimizi vahşice öldürüyor. Ogre’yi kestikten sonra Darkspawn gelmeye devam ediyor ve sonu olmadığını anlıyoruz. Ama tam ümidimiz kesilmişken yukarıdaki dağın tepesinde boynuzlu, dişi, devasa bir ejderha görülüyor. Ejderha devasa kanatlarını açıp uçarak aşağı iniyor ve bütün Darkspawn askerlerini yakıyor. Sonra insan formuna giriyor ve bu ejderhanın Flemeth olduğunu görüyoruz. İlk oyundan tanıdığımız yaşlı kadın Flemeth. Bu oyundaki ile o oyundaki görüntüsünün arasında hiç bir benzerlik yok doğrusu. “Bu Flemeth mi yahu?” dedim görünce hatta. World of Warcraft’ın sıkı hayranları bilirler; Flemeth’in bu görüntüsü aynı Alexstrasza’yı andırıyor. Her neyse. Bu olayın ardından Garrett, Flemeth ile bir anlaşmaya varıyor ve Flemeth onlara yardım edeceğini fakat karşılığında bir kolyeyi elflere götürmelerini istiyor.

Flemeth ve Alexstrasza birbirlerine oldukça benziyorlar.

 

Buradan sonra sanırım birkaç bölüm atlanıyor ve bir şehre geliyoruz. Video ile bu geçişi gösteren demodaki yeni bölümde Isabela adlı güzel bir hatun ile tanışıyoruz. Dwarf da bu görevlerde bize yardım ediyor. Isabela’ya, bir düşmanını yenmesi konusunda yardım ediyoruz ve bizim arkadaşımız oluyor. Bu bölüm kısa geçiyor. Daha sonra tatmin edici ve sürprizlerle dolu bir video ile demo son buluyor, bizi daha da çok heyecanlandırıyor.

Evet efendim. Demoda taktiksel veya rol yapma özelliklerinden çok, savaş sistemine özen gösterilmiş. Yeni hızlı ve çevik oynanış ile oyun daha eğlenceli ve kolay bir hale gelmiş. Fazla taktiksel öğelerin olmaması birçok kişiyi üzecektir tabii ama şahsen böyle hızlı bir oynanış bu oyunda eksik kalan önemli bir şeydi. Savaşırken hızlı bir şekilde birkaç level atlayıp yeteneklerinize ve özelliklerinize puan verebiliyor, yenilerini açabiliyorsunuz demo yettiği kadar. Yine ilk oyunda olduğu gibi diğer karakterleri de oynayabiliyorsunuz istediğiniz zaman. Dinamik ve hızlı savaş sistemi ile bu geçişler arasında hiç sıkıntı yaşamıyorsunuz.

Grafiksel olarak baktığımızda ilk oyundaki görsellerin geliştiğini görüyoruz doğrusu. Karakter animasyonları ve modellemeleri geliştirilmiş, çevre detayları daha hoş görünüyor. Ayrıca kan efektleri de yerinde ve güzel şekilde harmanlanmış. Yetenek efektleri yine ilk oyundaki gibi fazla aşırıya kaçılmadan yeteri düzeyde bırakılmış. Ne gözü yoruyor, ne de az geliyor. Elemental öğeler gayet iyi yansıtılmış. Özellikle Flemeth’in ağzından çıkan alevleri görünce nutkum tutuldu.

Seçebileceğiniz 3 sınıf var oyunda. Warrior, Mage ve Rogue. Karakter yaratma ekranı var fakat demo olduğu için erişim sağlayamıyoruz. BioWare aslında oyuncuları sadece Garrett’ın tipi ile sınırlayacaklardı fakat Mass Effect’te yaptıkları gibi özgür olma şansını verdiler. İstersek Garrret’ı orjinal tipi ile oynuyor istersek de değiştiriyoruz.

Son sözlere gelirsek, demo gayet tatmin edici olmuş. Taktiksel ve kurgusal özellikleri yerine sadece savaş sistemine yoğunlaşılması büyük bir eksik olsa da bizi 11 Mart’a kadar büyük bir heyecanla sabretmeye fazlasıyla yöneltti. Umarız BioWare yine harika bir iş başarmıştır ve bizi yüz üstü bırakmayacaktır.

Yorumlar (0)

Bir Cevap Yazın